Meclis’te Diriliş Konuşması
Ocak 27, 2007
Konuşmacı: Alaettin Güven
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2006 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen büyük şair ve düşünür Sezai Karakoç hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1979 yılından beri verilmekte olan Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün 2006 yılı sahibi şair, düşünür ve sanatçı Sezai Karakoç oldu. Bakanlığın açıklamasına göre, bu ödül, Türk kültür ve sanatının gelişmesine yurt ve dünya çapındaki çalışmalarıyla kültür ve sanatımızın yücelmesine katkıda bulunan şahıs, topluluk ve müesseseleri devlet adına ödüllendirme gayesini taşımaktadır. Bu anlamda, “Sezai Karakoç, insanda insani duyguların canlı algılar hâlinde yaşayarak gittiği büyük şiir yatağında akması, insanlık macerasında, ruhun ve milletimiz özelinde yüksek bir ifadeye kavuşmuş olan tarihi yeniden yapılanma fırtınalarını şiirlerinde yansıtması sebebiyle ödüle layık görüldü. Şiirlerinde çarpıcı benzetme ve imgelerle, daha önce denenmemiş sentezlere ulaşan bir sanatçı olarak tanınan Karakoç, Türk edebiyat dünyasında mümtaz bir yere sahip bulunmaktadır.” ifadeleri bir hakkı teslim ve kadirşinaslığın özeti olsa gerek.
Karakoç, 1933 Diyarbakır Ergani doğumludur. Nüfus kayıtlarında adı Ahmet Sezai. Ergani’de ilkokul, Maraş’ta ortaokul, Gaziantep’te lise öğreniminden sonra Siyasal Bilgiler Maliye Bölümünden 1955′te mezun oldu. 1950′li yılların ilk yarısında Mülkiye’de öğrenciyken çıkardığı Şiir Sanatı dergisiyle edebiyat dünyasında adını duyuran Sezai Karakoç, yine aynı yıllarda yazdığı “Mona Roza” şiiriyle dikkatleri üzerine çekti. 1960′lı yıllarda Diriliş dergisini çıkarmaya başlayan Sezai Karakoç dergide ve yayınladığı kitaplarda Doğu medeniyetinin yeniden dirilişini işledi. O, edebiyatın pek çok türünde yetmişe yakın eser verdi. Şiirlerinin yanı sıra hikâyeler, piyesler, düşünce, deneme, inceleme ve günlük yazılar yazdı.
Sezai Karakoç, modern şiirimizde birçok yönüyle ilktir. Şiirinin geleneğe bağlanan damarı süreklilik ve içerik planında çok derindir. Çünkü, şiirimizin evrimi ilk defa onunla ciddi bir metafizik açılım kazanır ve ta Şeyh Galip’e bağlanma imkânı bulur. Böylece modern şiirimiz, bir ölçüde geçmişiyle arasındaki mesafeyi kapamış olur.
Düşünce dünyasını “diriliş” kavramı üzerinde inşa eder ve dirilişi bir sevgi devrimi olarak tanımlar. Onun yaklaşımıyla diriliş, yeniden inanmak, yeniden düşünmek ve yeniden duymaktır. Başka bir ifadeyle, kendine dönüş ve kendi uygarlığını diriltmektir. O, şiiri, yaşanmış olandan ve kendi hayatından süzer. Popülizme ve ideolojik alana kapalı durur. Şiirle kavga vermez, ama şiiri kavgasını yüklenir. Sonuçta insanlığın ortak tecrübesine bağlanabilecek bir şiiri ortaya koyar.
Bir yazarımızın belirttiği gibi Sezai Karakoç’un şiirlerini hangi dilden okursanız okuyun, özgünlüğünü yitirmediğini, özünde daima Doğulu bir soluğu sakladığını göreceksiniz. Onda, Mona Roza’dan Leyla ile Mecnun’a, beşerî olandan ilahî olana doğru bir eğilim söz konusudur.
Gelenekten beslenme, bir kültürün statik unsurlarının korunması değil, dinamik unsurlarının geliştirilmesidir. Geçmişte yaşanmış tecrübeyi dilde yakalamak ve oradan günümüze bir açılım sağlamaktır. Ona göre sanat eseri, yaratışın taklididir, yaratılanın değil. Bu görüşünü de sanatçı işi, Tanrı’nın yaratışını taklide yeltenme cinsinden bir iş olmakla birlikte onun gibi yoktan var edici değildir elbet. Ona göre, gelenek, şairin ilk dünyasıdır ve yeteneği ilk uyandıran, bilinçlendiren, kımıldatan, onu harekete geçiren tarihî, sosyolojik birikimdir.
Sezai Karakoç, kültür coğrafyası ve iklimine yabancılaşmamış saf bir Anadoluludur. Psikolojik yapısının temelinde Anadolu ikliminin etkileri görülür. Çocukluğu Dicle kıyılarında geçer, Anadolu’nun yoksul, garip ve hüzünlü havası içinde büyür. Bununla birlikte bir İstanbul tutkunu ve İstanbulludur o. Gözlem ve yorumlarıyla dönemine, kuşağına ve topyekûn bir tarihe tanıklık eder.
Sezai Karakoç, baştan sonra özlem dolu bir arayışın insanıdır. Arayışının inanç, insan ve toplum olmak üzere üç ana boyutu vardır. Sezai Karakoç, şiiri, düşünce dünyası ve kişiliğiyle yüzyılımızın bilgesidir. Tanıklıkları, açtığı ufuklar ve ortaya koyduğu ürünler daha birçok nesle yol gösterecek özelliktedir. Bu yüzden Kültür ve Turizm Bakanlığının ödülü yerinde ve isabetli bir ödüldür. Aslında, Sezai Karakoç, ödülünü okuyucusundan almış gerçek bir aydın ve sanatçıdır.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sonuçta, Sezai Karakoç, son yarım yüzyılın sürekli diri, anafor güç kaynaklarından birisidir. Hakkında birçok doktora, yüksek lisans ve akademik çalışma yapılması, bunu açıkça göstermektedir. İleri sürdüğü düşünceler, insanı ve insanlığı yüceltmek üzerine bina edilmiştir. Bu ödüle vesile olan herkesi saygıyla selamlamak gerekir ve saygıyla selamlıyorum.
kaynak:tbmm.gov.tr
Entry Filed under: Genel Yazılar. .
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed