Sezai Karakoç’u Döne Döne Okudum
Şubat 28, 2007
Yazar: Adnan Özer
Sezai Karakoç’un şiirleriyle 1980′in hemen sonrasında tanıştım. 1979 yılında kuşaktaşım Osman Konuk ile tanışmıştım… Sanat Emeği adlı dergide oldu bu, İsmet Özel tanıştırdı, arkadaş olursunuz dedi. Osman ‘Sezai Bey’ diyordu, dikkatimi çekmişti. Derken darbe oldu, dergi ortamları kalmadı. 1981′de biz bir grup arkadaş toparlandık, zaten gizli gizili toplanıyorduk. Orası ayrı bir fasıl, illegal şiir dergisi çıkaracaktık falan… Sonunda Yeni Türkü Yayınları’nı kurduk. Osman askere gitmişti, arada bir gelirdi yayınevine.
Benim kafamın en karışık olduğu dönem; bir yandan solda kendimizce sanat alanında bir toparlanma yapabilir miyiz, öte yandan da müslümanıyla solcusuyla yerli bir akım inşaa edebilir miyiz diye. Kurduğum Üç Çiçek Yayınevi’nde üç sayılık da olsa aynı adla bir dergi de çıkarttım, çıkarttık. Üç Çiçek’in “Türk Şiiri Özel sayısı” vardır, bu sayı yıllar sonra müslüman ve solcu şairlerin birarada olduğu bir örnektir. Yıllar sonra ilk defa orada biraraya gelinmiştir. Bu entelektüel cesareti gösterenler unutulmamalı. Sonraları bu işin şampiyonluğuna soyunanlar çıktı, ama hayır, ilk biz yaptık, vesikasıyla tarih önünde… İşte o günlerde Sezai Karakoç ile bir görüşmemiz oldu, Necat Çavuş sağolsun, Haydar Ergülen ve benim için bir görüşme almıştı, gittik. Sezai Karakoç bu girişime karşı olmadığını ama şiir veremeyeceğini söyledi, Diriliş’ten başka bir yerde yayımlamıyordu. Hala hatıramda canlı. Sezai Bey, o zaman anlamıştım, vakurdu. Biz kendisine hep derin bir saygı duyduk, soldaki ya da liberal kesimdeki başka arkadaşlara da anlattık, aktardık. Sezai Karakoç’un şiirleri hakkında, sanatçı kişiliği, hele de münevverliği hakkında görüş bildirmem çok zor. Benim o dönemde feyz aldığım düşünürlerden biri de Ebubekir Eroğlu’dur; “Ebubekir Ağabey” anlatırdı “Sezai Bey’i”. Bir de rahmetli Cemal Süreya anlatırmış, Tuğrul (Tanyol) söyler, ben o sofralarda bulunmazdım.
Tabii şu var, anılarımda yazacağım, asıl oraya saklıyordum ama şimdi söylememek olmaz; 1981 ve 82 benim için Sezai Karakoç dönemiydi, deyim yerindeyse, döne döne okudum, özellikle de efsane kitap “Şiirler III”. Anlatılmaz bir deneyimdir; şiirden insana geçen edebi, felsefi, ahlaki… ne varsa, empati olarak da, ki ben poesis denen şeyi o esnada keşfettim; şiirden insana geçen tanımlamamaz empatik duygu. Yetişmemde böyle okumalar var, yerlisi yabancısı. Belki bir yıl başka bir şey okumadım. Tekirdağ’ın Gazioğlu köyünde iki kitabım vardı, çok iyi anımsıyorum, gözümde yaşlar hala, hala ve her zaman, “Şiirler III” ve “Karaada Şiirleri”, Pablo Neruda’nın. Allah, dilerim herkese nasip etsin böyle bir büyüyü. İnsani yüceliş! Bu bağnazlıktır, sonuna kadar savunacağımız; şiirle medeniyet arasında böyle bir sanat ide’si duruyor. Sezai Karakoç tam da buradadır. Bizlere büyük bir tasavvur bırakacak. Henüz yaşarken söylemeliyiz, yazmalayız; bir akıl işlesin, kendimizce böyle bir aklı işletmeliyiz. Bu yüzden girişiminiz çok anlamlı. Eskiler hoşlanmaz, belki Sezai Bey de, olsun, yapılacak iş aşkınlığı donduran egosantrizmi kırmak, dikkatle, nezaketle. Olumsuz görerek yaptığım eleştiri de var, başkaca muhafazakar ve toplumcu büyüklere de yöneltiyorum: kapsayıcı olun, kucaklayıcı olun, sizin sözünüz geçer, meydanı boş komayın!
Kaynak: YeniŞafak Kitap sayı:14
Entry Filed under: Genel Yazılar. .