Sezai Karakoç
Nisan 26, 2007
Yazar: Süleyman Doğan
S.Dogan:”Kültür Bakanligi bu yol Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü Zat-i âlinize verdi, hayirli olsun”
S.Karakoç:”Sagolun, tesekkür ederim.”
A.Vural:”Tebrik ederim”
S.Karakoç:”Efendim tebrik edilecek bir sey yok. Sadece hayirli olsun demek yeterli zannediyorum”
Yukarida yaptigimiz kisa sohbet Sezai Bey’in yapisini ve durumunu izah eder mahiyette, sanirim. Kültür Bakanliginin bu yil sair, yazar, mütefekkir Sezai Karkoç’a Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü layik gördü. Bu vesileyle TÜRDAV ve Sur dergisi sahibi Ahmet Vural ile birlikte Sezai Bey’i tebrik için Cagaloglu’ndaki bürosuna gittik. Dogrusu ödül için çok sevinçli degildi. Fakat bu ödülden dolayi da mutlu görünüyordu. Atilla Koç bakanliga yeni atandiginda ziyaretine gelmisti ve bu durumu bizlerle paylasmisti, Sezai Bey.
Sezai Bey’in 1989 yilindan beri sik olmasa da ziyaretine giderim. Soru sorar bazen kisa bazen uzun cevaplar alirim. Ama hep O bir dervis gibi mütevazi ve bir kral gibi de onurludur. Dirilis Partisi’nin kurulma asamasini ilk defa kamuoyu benim haberimle ögrenmisti. Simdi yeni partinin kurulma asamasini da laf aramizda (!) söylemis olayim.
Sezai Bey’in sairlik, yazarlik ve mütefekkir yönü hiç süphesiz önemlidir. Ancak Sezai Bey’in insan olarak, kisilik olarak, mertlik ve çizdigi portre olarak büyük önem tasir. O her seyden önce adam gibi bir adamdir. Durusu, olaylari yorumlayisi, yerli bakis açisi ve Türk ve Islam Dünyasini kucaklayisi kuskusuz Akif ve Necip Fazil geleneginin temsilcisi oldugunu gösterir. Hadiselere bakisi dar, basmakalip ve komplocu degildir. O, olaylari tarihi perspektiften bugüne getirerek yorumlar ve netice çikartir. Bugün Oratdogu’da yasanan olaylari 30 küsur yil öncesinden yorumlayan ender düsünürlerimizden biridir, Sezai Karkoç.
“Masal” siirinde üstat Sezai Karkoç, Dogu ve ile Bati’yi çok enfes bir sekilde tahlil eder. Iste bu siiri özetleyerek sunuyorum:
“Doguda bir baba vardi/Bati gelmeden önce/Onun ogullari batiya vardi
Birinci ogul bati kapilarinda/Büyük törenlerle karsilandi
Sonra onuruna büyük sölen verdiler/Söylevler söylediler babanin onuruna
Gece olup kustüyü yastiklar arasinda/Ogul masmavi safagin rüyasinda
Bir karalti yavasça tüy gibi daldi içeri
Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmedigi bir yere/…/Öcünü alsin diye kardesini yolladi
Ikinci ogul Bati ülkesinde/Gezerken bir irmak kiyisinda
Bir kiza rastladi daglarin tazeliginde/…/Kavusamadi ama ona
Bati bir uçurum gibi girdi aralarina/…/Baba yagmurlardan anladi bunu
Yolladi üçüncü oglunu/Üçüncü ogul Batida/Çok aç kaldi ezildi yikildi
Ama bir is buldu bir gün bir magazada/Açligi gidince kardeslerini arayacakti
Fakat batinin büyüsü agir basti/Is çoktu kardeslerini aramaya vakit bulamadi
Sonra büsbütün unuttu onlari/…/Patron oldu ama hala usakti
Ruhunda usaklik yuva yapmisti çünkü/…/Iyice yaslanmisti ama
Vazgeçmedi koydugundan kafasina/Dördüncü oglunu gönderdi Batiya
Dördüncü ogul okudu bilgin oldu/Kendi oymak ve ülkesini/Kendi görenek ve ülküsünü
Günü geçmis bir uygarliga yordu/Kendisi bulmustu gerçek uygarligi
Bati bilginleri bunu kutladi/O da silindi gitti binlercesi gibi
…/Besinci ogul bir sairdi/Babanin git demesine gerek kalmadan
Geldi ve batinin ruhunu sezdi/Büyük siirler tasarladi trajik ve agir
Batinin uçariligina ve dogunun kaderine dair/…/ Kum gibi eridi gitti yollarda
Sira altinci ogulda/O da daha bati kapilarinda görünür görünmez
Alistirdilar tatli zehirli sulara/Içkiler içti/Kaldirim taslarini saymaya kalkti
…/Baba ölmüstü acisindan bu ara/Yedinci ogul büyümüstü baka baka agaçlara
…/Bir safak vakti Batiya erdi/…/ Sonra ansizin ona bir ilham geldi
…/Kalabalik büyümüs çok büyümüstü/O zaman dönüp konustu:
Batililar!/Bilmeden/Alti oglunu yuttugunuz/Bir babanin yedinci ogluyum ben
Gömülmek istiyorum buraya hiç degismeden/Babam öldü acilarindan kardeslerimin
Ruhunu üzmek istemem babamin/Gömün beni degistirmeden/Dogulu olarak ölmek istiyorum ben
Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var:/Karsinizdakini degistirmek/…/ Fakat degismeyecek ruhum/…”
Türk Edebiyati dergisinin Ocak 2007 sayisinin kapaginda sairler yer aliyor. Bu fotograflarin biri de Sezai Karkoç’a ait. Üniversitede ders esnasinda ögrencilerime Sezai Karakoç’u soruyorum maalesef yarisi bilmiyor. Bundan hareketle yeni neslin tanimasi için Sezai Bey’in kisa biyografisini sunuyorum:
Sezai Karakoç, 1933 yilinda Diyarbakir’in Ergani ilçesinde dünyaya gelir. Babasi Yasin Efendi’nin koydugu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayitlarinda Ahmet Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani ve yöresinde oldukça etkin kisilerdendir. Babasinin babasi Hüseyin efendi, Plevne savasina katilmis; Gazi Osman Pasa’nin takdirini kazanmistir. Aile Leventogullari olarak anilir.
Ilkokulu Ergani’de, ortaokulu Diyarbakir ve Maras’ta, liseyi Gaziantep’te okudu. Lise sonda Necip Fazil Kisakürek’le tanisti. Burslu ögrenci olarak girdigi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1955′de bitirdi. 1959-1965 yillari arasinda Maliye Müfettis Yardimciligi ve Gelirler Kontrolörlügü görevlerinde bulundu. 1967 yilinda Islamin Dirilisi ve Yazilar adli kitaplarindan dolayi yargilandi. Büyük Dogu, Hisar, Akpinar, Dernek, Düsünen Adam, A dergilerinde deneme ve siirler, Yeni Istanbul, Sabah ve Milli Gazete’de fikra yazilari yayimlayan Sezai Karakoç, mart-nisan 1960′ta iki, mart 1966 – mart 1967′de oniki, ekim 1969 – ocak 1971′de onalti sayi olmak üzere Dirilis dergisini yayimladi. 1974′ten itibaren düzenli olarak 18 sayi yayinlanan, 1976′dan itibaren gazete biçiminde çikan Dirilis dergisi yerli düsünce ve edebiyatin en önemli dergilerinden biri oldu. 1977-78, 1980 ve 1983 yillarinda da yayimlanan Dirilis, son olarak 1987-1993 arasi alti yil haftalik olarak yayimlanmistir. Dirilis Dergisi, gerek edebiyatimiz gerekse fikir ve kültür hayatimiz için bir okul olmus, çok sayida aydin ve sanatçi yetistirmistir.1990 Dirilis Partisi’ni kuran Sezai Karakoç, 1997 yilinda Anayasa Mahkemesi tarafindan kapatilisina kadar da bu partinin genel baskanligini yürüttü. (www.biyografi.net)
Siir Kitaplari:Körfez (1959), Sahdamar (1962), Hizir’la Kirk Saat (1967), Sesler (1968), Taha’nin Kitabi (1968), Kiyamet Asisi (1968), Magara ve Isik (düzyazi siirler, 1969), Gül Mustusu (1969), Zamana Adanmis Sözler (1970), Ayinler (1977), Leyla ile Mecnun (1981), Ates Dansi (1987)… Arastirma ve Fikir Kitaplari: Yunus Emre, Mevlana, Mehmet Akif, Islam’in dirilisi, Islam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Ölümden Sonra Kalkis,Hikayeler I – Meydan Ortaya Çiktiginda (1978), Hikayeler II – Portreler (1982).
Ödüller:1968 Milli Türk Talebe Birligi Milli Hizmet Madalyasi, 1970 Sürgündeki Macar Yazarlari Gümüs Madalya Ödülü, 1982 Türkiye Yazarlar Birligi Hikâye Ödülü, 1988 Türkiye Yazarlar Birligi Üstün Hizmet Ödülü, 1991 Dünya Sanat ve Kültür Akademisi Ödülü. Kültür Bakanligi Kültür ve Sanat Büyük Ödülü 2006.
Muhterem Sezai Karakoç Bey’e Allah’tan uzun ömür dilerken, neslimizin onu tanimasini ve fikirlerinden hakkiyla yararlanmasini diliyorum. Böylesine anlamli ödülden dolayi da Kültür Bakani Sayin Attila Koç’u ve seçici kurulu kutluyorum. Son olarak Sezai Bey’in 1969 yilinda yazdigi “Ey Yahudi” isimli siirin bir bölümünü (Karakutu sitesinden iktibasla) siz aziz okurlarimin dikkatine sunuyorum:
Ey Yahudi!
“Sen Süleyman Peygamberin ruhunu incittin ey yahudi
Davut Peygamberin ruhunu sarstin ey yahudi
Zebur’a ihanet ettin ey Yahudi/Tevrat’in ve Zebur’un
Musa’nin Davut’un Süleyman’in/Ve bütün kitaplarin ve bütün peygamberlerin
Gelmesini bekledikleri/Gelecegini haber verdikleri
Ve bütün kitaplarin ve bütün peygamberlerin/Evrene, insana, yere, göre isik saçan
…/O gün Tanrinin azabi senin için siddetli olacaktir
Biz istesek bile seni ondan kurtaramayacagiz ey Yahudi/Bize bu yapilani yapan sen degilsin
Biz kendi cezamizi çekiyoruz/Sen de bir gün kendi cezani çekeceksin ey yahudi
Sana yeryüzü lanet edecektir/Sana gökyüzü lanet edecektir ey yahudi
En kisa zamanda tövbe yolunu tutmazsan ey yahudi” (Sezai Karakoç, 1969, Dirilis Dergisi Sayi 1)
kaynak: oncevatan.com.tr
Entry Filed under: Genel Yazılar. .
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed