Yüce Diriliş Programı -Giriş Bölümü-
Kasım 13, 2007
Teorik düsünce, ne kadar saglam görünürse görünsün, realitenin sert ve çaprasık sartlarında dogrulamasını denemeye cesaret etmedikçe, inandırıcı ve yararlı olamaz. Pratik, teorigin mihenk tasıdır. Toplumla ilgili görüsler ve öneriler de, bu yüzden, los ve kaygan zihin planından, uygulamanın hem mutlu, hem sancılı günısıgına çıkmak zorundadırlar. Ne kadar çok ve farklı düsünce birbirleriyle karsılasırsa, toplum, kendini yasatacak ve gelistirecek asıl modeli bulmakta o kadar çok sanslı olur.
Geçmis zamanlarda, farklı medeniyt çevrelerinde, toplum yönetimi için önerilen ve uygulanan örgütlenis biçimleri, çag çag, bir dereceye kadar benzerlik göstermistir. Tarihî-sosyolojik sartlar, zihniyet ve teknoloji, devlet ve yönetim biçimlerinin olusmasında dolaylı ve dolaysız etkin olmustur. Yüzyılımızda ve en çok da Ikinci Dünya Savası’ndan sonra, Demokrasi”, günümüzün geçerli siyasî düzen, düsünce ve sekilerlinin birinci kaynagı, genel çerçevesi, renk ve çizgi hazinesi olmustur. Kimi ülkede bir hayat tarzı gibi baslayan ve benimsenen Demokrasi, giderek siyasî rejimi de kendi maya ve hamuruyla yogurmustur. Kimi ülkede ise, biraz da dogus yeri olan ülkelerden esinlenerek, sadece, siyasî rejim olarak kavranmıs, fakat zaman içinde, kisi yasantısını da etkileyerek ve insan psikolojisiyle kaynasarak hayat tarzını olusturma asamasına varmıstır.
Kisilerin esitligi, çok partililik, düzenli ve açık muhalefetin mesrulugu, karsı fikirlerin, elestirilerin yararlılıgı, kurallar çerçevesinde yarısmanın yönetim kadrosunun olusumu ve kalitesi bakımından verimliligi, halkın yöneticilere etkisinin gerekliligi ve daha genis bir anlamda kisilerin ekonomik ve sosyal durumlarının evletçe de düsünülmesi ve gereginde desteklenmesi gibi ilkelere dayandıgı ve özellikler tasıdıgı söylenebilecek olan demokrasinin
çagımızda hemen hemen bir alternatifi kalmamıs olduguna ve yakın bir gelecekte de böyle bir alternatifin tesekkül edecegine dair bir belirti bulunmadıgına göre, yönetim modellerinin belki daha uzun bir süre bu çerçeve ve yönde olusmakta devam edecegi kuskusuzdur.
Hiç kusku duymuyoruz ki, bir gün, insanlıgın gerçek mutluluk yönetimine kavusturulması basarısı, demokrasi deneyimini de göz önünde tutmak suretiyle, engin geçmisinden öz, kök ve hız alan, milletimizin nasibi olacaktır. Öteden beri sahip oldugumuz toplum düsüncelerinin, pratikte ve siyasî yelpazede yerini alarak, ülkemizin, özgürlük, barıs, esenlik içinde güvenli bir ilerlemeye ermesine katkıda bulunma amacıyla partimizi kurmus bulunuyoruz. Partimiz, milletimize ve ülkemize, kardes ülkelere ve tüm insanlıga, dileriz ugurlu olsun.
Entry Filed under: Sezai Karakoç'tan. Etiketler: , ülkemizin geleceği, Diriliş, kutlu dava, Sezai Karakoç, yüce diriliş.
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed