Karakoç olmasaydı Türk şiiri eksik kalırdı

Aralık 31, 2008

Haber: Murat tokay, Yusuf Gündüz

Türk şiirinin yaşayan en büyük ustası Sezai Karakoç’un düşüncesi ve eserleri, dün İstanbul Fatih Belediyesi’nin düzenlediği “Şair ve Düşünür Sezai Karakoç” sempozyumunda konuşuldu.

Bahardan kalma bir sonbahar gününde, Topkapı Eresin Otel’de yapılan sempozyum 5 oturumdan oluşuyordu. Toplantıya akşam saatlerine kadar gösterilen yoğun ilgi, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’e giden yolda yalnız olmadığının fotoğrafı gibiydi. Etkinliğin koordinatörü Sadettin Acar, İlhan Berk’in “Karakoç’un şiirleri resullerin sözleri gibidir.” sözüyle başladığı sunuş konuşmasına şöyle devam etti: “Üstad’ın söylediklerini peygamberlerin sözlerine eklemleme ve yaslama becerisini gösterdiği ve yazdıklarının onlardan bir koku, bir renk taşıdığı şeklinde anlamakla, hakikati dile getiren bir söze dönüştürebiliriz.”

Sempozyumun ilk oturumunda Vahdettin Işık başkanlığında Hamit Can ve Sadettin Acar tebliğlerini sundu. Vakit darlığı yüzünden konuşmacıların tebliğlerinin tamamını sunma imkânı bulamadıkları sempozyumda şair Ömer Erdem hatıraların da yer aldığı bir konuşma yaptı. Karakoç’u Türkiye’nin dünyaya göstereceği en büyük değer olarak gördüğünü söyleyen Erdem, “Sezai Karakoç olmasaydı, modern Türk şiiri eksik kalırdı.” dedi. Ömer Erdem’in naklettiği bir hatıra da Karakoç’un zihinlerdeki fotoğrafını netleştiren bir ayrıntıydı. Sezai Karakoç Aksaray’daki ofisinde Ömer Erdem’i Sultanahmet Köftecisi’nden köfte ve helva almaya gönderir. Ömer Erdem, yemeği alıp geldiğinde Karakoç, “Büyük bir yanlış yaptık.” der. Erdem şaşırır. Sofraya hemen oturulmaz. Karakoç yineler: “Büyük bir yanlış yaptık.” Erdem, ne olduğunu tam anlayamaz. Karakoç, ‘Kuşlara ekmek vermedik.’ der. Ömer Erdem, tekrar bir koşu markete gider ve bir ekmek alır. Karakoç o ekmekleri küçük küçük böldükten sonra penceredeki kuşları doyurur. Ve sonra sofraya oturulur… Konuşmacılardan Hamit Can da hatıraları ışığında Sezai Karakoç’un hayatına dair kesitler paylaştı. Can, şiirimizde ‘gül’ mazmununu tazelendiren Karakoç’un 1933 yılının Mayıs ayında, yani bir gül mevsiminde doğduğunu; Erganililerin bu zaman dilimine “gülan” dediklerini anlattı.

Sempozyumun ikinci oturumunda ise Sezai Karakoç’un İkinci Yeni’nin neresinde durduğu tartışması vardı. ‘Şiiri Etrafında’ başlığını taşıyan oturumu yöneten Ali Haydar Haksal’ın konuşmasından sonra Mehmet Can Doğan, Karakoç’u İkinci Yeni akımının dışında konumlandıran bir tebliğ sundu. Haydar Ergülen ise Doğan’ın aksine, Karakoç şiirinin bazı hassasiyetleri barındırması yanında İkinci Yeni’nin tam göbeğinde durduğunu söyledi. Mehmet Can Doğan, Ahmet Oktay’ın 1980′in başlarında yazdığı bir yazıdan alıntıyla, “Sezai Karakoç, edebiyat kanonlarınca dışlanmıştır uzun süre.” dedi. Haydar Ergülen de belki 30 yıl önce bunun geçerliliğinin olabileceğini; ama 80′den sonra Sezai Karakoç’un, her kesimin okuduğu, istifade ettiği büyük bir şair olduğunu söyledi. Ergülen, İkinci Yeni’yi tanımlayan 10 maddenin her birine şairin şiirlerinden örnekler vererek, aslında Karakoç’un İkinci Yeni’den ayrılamayacağını anlattı. Ali Ayçil ve Necip Yılmaz’ın konuşmalarının ardından oturuma katılamayan Hayriye Ünal’ın tebliğinden bazı bölümler Ali Ayçil tarafından okundu. Toplantıya katılamayan Turan Karataş ve Cihan Aktaş’ın tebliğlerinden de kısa bölümler okundu.

Öğleden sonraki ‘Sanatta Parlayan Fikir’ başlıklı oturum Tarık Tufan’ın başkanlığında başladı. Oturumda Prof. Dr. Fatih Andı, Karakoç şiirlerinde ve fikirlerinde şehri ele aldı. Ahmet Murat ise Karakoç’ta ‘gelenek’in ne anlama geldiği üzerinde durdu. Oturumun diğer konuşmacısı ise ‘Diriliş Şairinin Öyküleri’ konuşması ile Işık Yanar’dı. Sempozyumun dördüncü oturumu şairin fikir ilkelerini ele alan tebliğlerden oluşuyordu. Nazif Gürdoğan’ın başkanlığında başlayan oturumda Ahmet Albayrak, Münire Kevser Baş, Yusuf Kaplan tebliğ sundu. Sempozyumun en son oturumunda ise şairin ‘Diriliş düşüncesi’ ve bunun sosyopolitiği üzerine yazılmış tebliğler yer aldı. Yaklaşık 300 kişilik dinleyici kitlesinin sonuna kadar takip ettiği sempozyumda sunulan tebliğler kitaplaştıktan sonra adresi alınan dinleyicilere de gönderilecek.

kaynak: zaman.com.tr

Entry Filed under: Haber. .


Diriliş Yazıları nedir?

Diriliş Yazıları, diriliş düşüncesinin en sahih şekilde anlaşılması ve anlatılması projesidir. Bu kapsamda, ne olduğu, ne olması gerektiği ve nasıl olacağı da önem arzeder. Bu maksatla, bu ilk ayakta Diriliş Yazıları, bir internet sitesinde ilgili yazıların arşivini oluşturmaktadır.

Bölümler

Son Yazılar

Bağlantılar

Diriliş Paneli

Diriliş Yazıları, diriliş düşüncesi üzerinde düşünme ve konuşma merkezli çalışmalarına bir panele destek olarak başladı. Panel kapsamında konuşmacılar, diriliş düşüncesi ve düşüncenin mimarı Sezai Karakoç'u konuştular. 3 saati aşkın bir süre akademisyen ve yazarların da içinde bulunduğu panel konuşmacıları, dinleyicilere diriliş ve Sezai Karakoç'u anlattılar. -nisan'07-

Arşiv