Posts filed under 'Haber'
Karakoç olmasaydı Türk şiiri eksik kalırdı
Haber: Murat tokay, Yusuf Gündüz
Türk şiirinin yaşayan en büyük ustası Sezai Karakoç’un düşüncesi ve eserleri, dün İstanbul Fatih Belediyesi’nin düzenlediği “Şair ve Düşünür Sezai Karakoç” sempozyumunda konuşuldu.
Bahardan kalma bir sonbahar gününde, Topkapı Eresin Otel’de yapılan sempozyum 5 oturumdan oluşuyordu. Toplantıya akşam saatlerine kadar gösterilen yoğun ilgi, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’e giden yolda yalnız olmadığının fotoğrafı gibiydi. Etkinliğin koordinatörü Sadettin Acar, İlhan Berk’in “Karakoç’un şiirleri resullerin sözleri gibidir.” sözüyle başladığı sunuş konuşmasına şöyle devam etti: “Üstad’ın söylediklerini peygamberlerin sözlerine eklemleme ve yaslama becerisini gösterdiği ve yazdıklarının onlardan bir koku, bir renk taşıdığı şeklinde anlamakla, hakikati dile getiren bir söze dönüştürebiliriz.”
Sempozyumun ilk oturumunda Vahdettin Işık başkanlığında Hamit Can ve Sadettin Acar tebliğlerini sundu. Vakit darlığı yüzünden konuşmacıların tebliğlerinin tamamını sunma imkânı bulamadıkları sempozyumda şair Ömer Erdem hatıraların da yer aldığı bir konuşma yaptı. Karakoç’u Türkiye’nin dünyaya göstereceği en büyük değer olarak gördüğünü söyleyen Erdem, “Sezai Karakoç olmasaydı, modern Türk şiiri eksik kalırdı.” dedi. Ömer Erdem’in naklettiği bir hatıra da Karakoç’un zihinlerdeki fotoğrafını netleştiren bir ayrıntıydı. Sezai Karakoç Aksaray’daki ofisinde Ömer Erdem’i Sultanahmet Köftecisi’nden köfte ve helva almaya gönderir. Ömer Erdem, yemeği alıp geldiğinde Karakoç, “Büyük bir yanlış yaptık.” der. Erdem şaşırır. Sofraya hemen oturulmaz. Karakoç yineler: “Büyük bir yanlış yaptık.” Erdem, ne olduğunu tam anlayamaz. Karakoç, ‘Kuşlara ekmek vermedik.’ der. Ömer Erdem, tekrar bir koşu markete gider ve bir ekmek alır. Karakoç o ekmekleri küçük küçük böldükten sonra penceredeki kuşları doyurur. Ve sonra sofraya oturulur… Konuşmacılardan Hamit Can da hatıraları ışığında Sezai Karakoç’un hayatına dair kesitler paylaştı. Can, şiirimizde ‘gül’ mazmununu tazelendiren Karakoç’un 1933 yılının Mayıs ayında, yani bir gül mevsiminde doğduğunu; Erganililerin bu zaman dilimine “gülan” dediklerini anlattı.
Sempozyumun ikinci oturumunda ise Sezai Karakoç’un İkinci Yeni’nin neresinde durduğu tartışması vardı. ‘Şiiri Etrafında’ başlığını taşıyan oturumu yöneten Ali Haydar Haksal’ın konuşmasından sonra Mehmet Can Doğan, Karakoç’u İkinci Yeni akımının dışında konumlandıran bir tebliğ sundu. Haydar Ergülen ise Doğan’ın aksine, Karakoç şiirinin bazı hassasiyetleri barındırması yanında İkinci Yeni’nin tam göbeğinde durduğunu söyledi. Mehmet Can Doğan, Ahmet Oktay’ın 1980′in başlarında yazdığı bir yazıdan alıntıyla, “Sezai Karakoç, edebiyat kanonlarınca dışlanmıştır uzun süre.” dedi. Haydar Ergülen de belki 30 yıl önce bunun geçerliliğinin olabileceğini; ama 80′den sonra Sezai Karakoç’un, her kesimin okuduğu, istifade ettiği büyük bir şair olduğunu söyledi. Ergülen, İkinci Yeni’yi tanımlayan 10 maddenin her birine şairin şiirlerinden örnekler vererek, aslında Karakoç’un İkinci Yeni’den ayrılamayacağını anlattı. Ali Ayçil ve Necip Yılmaz’ın konuşmalarının ardından oturuma katılamayan Hayriye Ünal’ın tebliğinden bazı bölümler Ali Ayçil tarafından okundu. Toplantıya katılamayan Turan Karataş ve Cihan Aktaş’ın tebliğlerinden de kısa bölümler okundu.
Öğleden sonraki ‘Sanatta Parlayan Fikir’ başlıklı oturum Tarık Tufan’ın başkanlığında başladı. Oturumda Prof. Dr. Fatih Andı, Karakoç şiirlerinde ve fikirlerinde şehri ele aldı. Ahmet Murat ise Karakoç’ta ‘gelenek’in ne anlama geldiği üzerinde durdu. Oturumun diğer konuşmacısı ise ‘Diriliş Şairinin Öyküleri’ konuşması ile Işık Yanar’dı. Sempozyumun dördüncü oturumu şairin fikir ilkelerini ele alan tebliğlerden oluşuyordu. Nazif Gürdoğan’ın başkanlığında başlayan oturumda Ahmet Albayrak, Münire Kevser Baş, Yusuf Kaplan tebliğ sundu. Sempozyumun en son oturumunda ise şairin ‘Diriliş düşüncesi’ ve bunun sosyopolitiği üzerine yazılmış tebliğler yer aldı. Yaklaşık 300 kişilik dinleyici kitlesinin sonuna kadar takip ettiği sempozyumda sunulan tebliğler kitaplaştıktan sonra adresi alınan dinleyicilere de gönderilecek.
kaynak: zaman.com.tr
Add comment Aralık 31, 2008
Tüm yönleriyle Sezai Karakoç
Şair ve düşünür Sezai Karakoç, 15 Kasım günü Topkapı Eresin Otel’de düzenlenecek olan bir sempozyumda, tüm yönleriyle konuşulacak. Açılışı saat 10.00′da yapılacak olan sempozyumda Turan Karataş ”Bir entelektüelin portresi”, Hamit Can “Karakoç’un hatıraları ışığında hayatı”, Saadettin Acar “Sezai Karakoç’u düşünmek”, Haydar Ergülen “Taha’nın kitabı’nda ikinci yeninin belirmesi”, Hayriye Ünal “Karakoç şiirinin etkileri”, Ali Ayçil “Bir şairi bir şiirden okumak” başlıklı tebliğlerini sunacak. Dört oturum halinde düzenlenecek sempozyuma Tarık Tufan, Fatih Andı, Ömer Erdem, Işık Yanar, Cihan Aktaş, Ahmet Albayrak, Yusuf Kaplan, Yasin Aktay, Şaban Abak, Mustafa Özel ve Osman Bayraktar da konuşmacı olarak katılacak.
10.11.2008 kaynak: yenisafak.com.tr
Add comment Aralık 15, 2008
Yakın dostları Sezai Karakoç’u anlatıyor
Şair, yazar ve düşünür Sezai Karakoç için bugün Topkapı Eresin Otel’de bir sempozyum düzenleniyor. Sempozyumda Sezai Karakoç’un fikirleri ve dünya görüşü, onu tanıyanlar tarafından anlatılacak.
Fatih Belediyesi’nin desteği ve Sempozyum Genel Koordinatörü Saadettin Acar’ın girişimleri ile düzenlenen sempozyum saat 10.00′da başlayıp ve 5 oturum halinde gerçekleştiriliyor. Oturumları, Ersin Nazif Gürdoğan, Yasin Aktay, Tarık Tufan, Ali Haydar Haksal ve Vahdettin Işık’ın yönettiği sempozyumu TV NET de canlı olarak ekrana getiriyor. Sezai Karakoç Sempozyumu Genel Koordiatörü Saadettin Acar, “Çağ ve İlham” olarak nitelendirdiği Karakoç’un bütün düşüncelerinin dünyaya, teknolojik medeniyetin hükümran olduğu, aşağılık kompleksinin ortalığı kasıp kavurduğu günümüze ışık tutacak nitelikte olduğunu söyledi.
BUGÜNÜN DİLİNİ KULLANIYOR
Acar, “Karakoç, sadece konuşmuyor. Aynı zamanda naif ve içli sesiyle bu karanlığın geçici olduğunu, bu ateşin sönmediğini sadece üzerinin küllendiğini, ümitsizliğin bize yakışmadığını haykırıyor adeta. Sadece tarihte kalmıyor Karakoç, ‘Şanlı geçmiş’ nostaljisiyle avunmuyor/avutmuyor, en önemlisi de bu kötü tablodan iyimser bir sonuç çıkarabileceğini gösteriyor. Dahası buna bizi de inandırıyor. Tüm bunları yaparken de bugünün dilini kullanıyor’ diye konuştu.
15.11.2008 kaynak: yenisafak.com.tr
Add comment Aralık 15, 2008
ERdem Bayazıt vefat etti
Edebiyat dünyasının önde gelen kalemlerinden şair ve yazar Erdem Beyazıt hayatını kaybetti. Bir dönem Türk edebiyat dunyasının önemli yazarlarının yetiştiği “Mavera” edebiyat dergisini de çıkaran, geçtiğimiz günlerde 50. sanat yılı kutlanan şair ve eski Milletvekili Erdem Bayazıt, bir kaç yıldır akciğer kanseriyle mücadele ediyordu.
Bayazıt için, pazartesi günü ikindi vaktinde Eyüp Sultan Camisi’nde cenaze töreni düzenlenecek.
Erdem Bayazıt Kimdir:
İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamlayan Bayazıt, sırasıyla 1953′te İstiklal Ortaokulu’ndan, 1959 yılında ise Kahramanmaraş Lisesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek öğrenimine başlayan şair, tahsiline iki yıl kadar bu üniversitede devam ettikten sonra geçim sıkıntısı nedeniyle 1961 yılında öğrenimini devam mecburiyeti olmayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne nakleder. Bayazıt 1963 senesinde yüksek öğrenimine ara vererek askere gider. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Burdur iline bağlı Çuvallı, Yeşilova köyünde yapan şair, askerden döndüğünde ise tahsil hayatında büyük bir değişiklik arz edecek yeni bir kararı uygulamaya başlar. Zira Hukuk Fakültesinde başladığı tahsil hayatına artık Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinde devam edecektir. Erdem Bayazıt askerden döndüğünde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. 1971 yılında buradan mezun olan Bayazıt, memuriyet hayatına atılır ve edebiyat öğretmeni olarak Kahramanmaraş’ta vazifesine başlar. Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür olur.
İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş günlerinde genel sekreter olarak vazife alan şair, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur. Erdem Bayazıt daha sonra Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek kurucusu olduğu Akabe Yayınları’nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenir.
Henüz öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlamış olan Bayazıt, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları arasında yerini alır. İlk şiir kitabı olan “Sebeb Ey” 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında (2. ve 3. baskısı Akabe Yayınları), son şiirleri “Risaleler” adı altında 1987′de Akabe Yayınları arasında çıkmıştır (2. baskı 1989). Bu iki kitap İz Yayınları tarafından “Şiirler” adı altında 1992 yılında bir arada basılmıştır (4. baskı 1998). 1981 yılı Temmuz ayında Ajans 1400 adlı bir firmanın film ekibiyle beraber Afganistan’a doğru yola çıkan şair Şenol Demiröz, Yücel Çakmaklı, Ahmet Bayazıt, Çetin Tunca, Halil İbrahim Sarıoğlu ve Necdet Taşçıoğlu’ndan oluşan çekirdek bir kadro ile birlikte Pakistan’ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan içlerini gezer. Yaptığı bu iki aylık gezinin izlenimlerini topladığı “İpek yolundan Afganistan’a” adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü’nü kazanır.
1984′te Akabe Anonim Şirketi’nin İstanbul’a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa döner. Devlet Planlama Teşkilatı’na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu vazifeyi bırakır ve 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olur. 30 Kasım 1987 milletvekili seçimlerinde Anavatan Partisi’nden aday olan Bayazıt, Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 18. dönem çalışmalarında Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev alır. 1988 yılında Risaleler adlı şiir kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülünü kazanır. 1992 seçimlerinde adaylığını koymayan Bayazıt, İstanbul’a yerleşir. Evli ve dört çocuk babası olan Bayazıt’ın şiir ve yazıları Açı, Hamle (Kahramanmaraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlanmıştır.
Add comment Temmuz 6, 2008
Sezai Karakoç memleketindeydi
Elbette Sezai Karakoç, ötekilere olduğu gibi bu etkinliğe de katılmadı. Yine de Ergani’ye getirdiği heyecanla ve Karakoç’un, doğduğu topraklarda anılmasıyla bu etkinlik, katılanların belleklerinde kolay kolay silinmeyecek izler bıraktı.
Şairin 75. doğum yılında ve tam da doğduğu ay olan gül mevsiminde Ergani Kaymakamlığı’nın çabası ve katkılarıyla düzenlenen sempozyum, iki oturum halinde gerçekleşti. Açılış konuşmasında Kaymakam Enver Ünlü, Sezai Karakoç’un Ergani için bir değer olduğuna dikkat çekti ve katılımcılara teşekkür etti. Naci Gümüş, açılış konuşmasında sempozyumun Erganili gençlere ufuk olacağını söyledi ve Karakoç’un ‘diriliş’ düşüncesine atıf yaparak, “Bugün Ergani’de diriliş günüdür.” dedi.
İlk oturumda önce Doç. Dr. Turan Karataş, Karakoç’un şiirindeki motiflerle, imgelerle şairin çocukluğunun geçtiği Ergani arasındaki ilişkileri anlattı. “Böyle bir sanatçıyla çağdaş olmak herkese nasip olmaz.” diyen Karataş’ın konuşması, Erganili dinleyiciler, özellikle öğrenciler için oldukça dikkat çekiciydi. Ardından Prof. Dr. Turgut Karabey, Karakoç’un Leyla ile Mecnun adlı eserini ele aldı. Prof. Dr. Mehmet Törenek ise Karakoç’un Batı kültürü karşısındaki tavrını çeşitli yönleriyle anlatmaya çalıştı. Prof. Dr. Himmet Uç, şairin toplu şiirlerinin yer aldığı Gün Doğmadan adlı kitabını “panoramik bir roman” olarak nitelediği bildiriyi sundu. İlk oturumun son konuşmacısı şair Ömer Erdem’di. Öteki konuşmacıların aksine doğaçlama olarak yaptığı konuşmasında Erdem, Sezai Karakoç şiirinin bir ‘kültür şiiri’ olduğunu, bu anlamda şairin T. S. Eliot, Ezra Pound gibi şairlerle karşılaştırılabileceğini belirtti. “Sezai Karakoç, şiiri sadece estetik bir olay olarak görmez.” diyen Ömer Erdem, Karakoç’un, “çilesi çekilmemiş tek dizesinin olmadığını” söyledi. Sezai Karakoç şiirinin biçimi ve içeriğiyle modern bir şiir oluşu ve II. Yeni şiiriyle ilişkisi, Ömer Erdem’in değindiği bir başka konuydu.
Sempozyumun ikinci oturumunda, Prof. Dr. Muhammet Çelik, Sezai Karakoç için kutsal kavramların önemini anlattı. Akif Emre, bildirisinde Karakoç’un siyasi fikirlerini ele aldı. Doç. Dr. Kenan Erdoğan’ın bildiri konusu ise Sezai Karakoç’un Yunus Emre yorumuydu. Doç. Dr. Alaattin Karaca ve Doç. Dr. Erdoğan Erbay, sempozyumun son iki konuşmasında, Karakoç’un Diriliş düşüncesini ve şiir serüvenini ele aldılar. Sempozyumun sürpriz konuşmacısı ise Prof. Dr. Suat Yıldırım’dı. Kendisi de Erganili olan; şairi ve ailesini yakından tanıyan Suat Yıldırım, dinleyici olarak katıldığı sempozyumda Sezai Karakoç’u “mahzun, mahcup, mütefekkir, mütevazı, müdakkik” olarak tanımladı ve Karakoç’la ilgili anılarını anlattı.
‘Şair Memleketinde – Sezai Karakoç Sempozyumu’nda, Erganili edebiyatseverler ve öğrenciler edebiyat soluklayıp taşrada olmanın yazgısını bir günlüğüne unuttular. Ergani’nin her zamankinden farklı bir gün yaşadığı âşikârdı. Bürokratlardan sıradan vatandaşa, lise öğrencilerinden etrafta gezinen çocuklara kadar herkeste bir bayram gününün heyecanı ve mutluluğu vardı. Konuşmacılar, özellikle gençlere seslenerek onlardan, Sezai Karakoç gibi bir usta şairin değerini bilmelerini ve onu örnek alarak geleceğe umutla bakmalarını istediler. Ergani’de sadece Sezai Karakoç, onun düşüncesi ve şiiri konuşuldu. Bu verimli sempozyumu düzenleyenler, Sezai Karakoç’u etkinliğe katılmaya ikna edememiş olsalar da, o gün, ‘şair memleketinde’ydi gerçekten.
kaynak: zaman.com.tr
Add comment Temmuz 1, 2008
Sezai Karakoç’a Erganili vefası
Türk edebiyatının son dönem temsilcilerinden Sezai Karakoç’un şiiri, doğum yeri Ergani’de düzenlenen sempozyumda ele alındı. Ergani Kaymakamlığı tarafından organize edilen sempozyum, iki oturum halinde yapıldı. Ergani Kaymakamı Enver Ünlü’nün açılış konuşmasıyla başlayan programda, Sezai Karakoç üzerine doktora çalışması yapan Doç. Dr. Turan Karakaş, Karakoç’un şiir memleket ilişkisi konusunu davetlilerle paylaşırken şair Ömer Erdem, ‘Sezai Karakoç şiiri’ üzerine konuştu. Erdem Karakoç, Sezai Karakoç’un şiirinin üç başlıkta incelenebileceğini belirterek, ‘Onun eserlerinde kültür, insan ve modern tarz dikkati çekiyor. Karakoç, Türk edebiyat tarihinde ‘İkinci Yeni’ grubunun son dönem temsilcileri arasındaki önemli bir şair’ dedi.
MEDENİYET DÜŞÜNÜRÜ
Sempozyuma katılan Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Akif Emre de Sezai Karakoç üzerine yaptığı konuşmada, edebiyatçının medeniyet eksenli bir düşünür olduğunu dile getirerek, siyaset tasarısının da bu kapsamda anlamlandırılması gerektiğini vurguladı. Emre, ‘Sezai Karakoç, kapitalist ve sosyalist sisteme karşı alternatif bir önerisi bulunuyor. Bunu İslam medeniyeti çerçevesinde belli bir yere oturtuyor’ dedi. Ergani Kaymakamlığı tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Sezai Karakoç sempozyumlarının, önümüzdeki yıllarda geleneksel hale getirilmesi planlanıyor.
kaynak: yenisafak.com.tr
Add comment Haziran 30, 2008
Sezai Karakoç memleketindeydi
Yazar: Osman Bilir
Elbette Sezai Karakoç, ötekilere olduğu gibi bu etkinliğe de katılmadı. Yine de Ergani’ye getirdiği heyecanla ve Karakoç’un, doğduğu topraklarda anılmasıyla bu etkinlik, katılanların belleklerinde kolay kolay silinmeyecek izler bıraktı.
Şairin 75. doğum yılında ve tam da doğduğu ay olan gül mevsiminde Ergani Kaymakamlığı’nın çabası ve katkılarıyla düzenlenen sempozyum, iki oturum halinde gerçekleşti. Açılış konuşmasında Kaymakam Enver Ünlü, Sezai Karakoç’un Ergani için bir değer olduğuna dikkat çekti ve katılımcılara teşekkür etti. Naci Gümüş, açılış konuşmasında sempozyumun Erganili gençlere ufuk olacağını söyledi ve Karakoç’un ‘diriliş’ düşüncesine atıf yaparak, “Bugün Ergani’de diriliş günüdür.” dedi.
İlk oturumda önce Doç. Dr. Turan Karataş, Karakoç’un şiirindeki motiflerle, imgelerle şairin çocukluğunun geçtiği Ergani arasındaki ilişkileri anlattı. “Böyle bir sanatçıyla çağdaş olmak herkese nasip olmaz.” diyen Karataş’ın konuşması, Erganili dinleyiciler, özellikle öğrenciler için oldukça dikkat çekiciydi. Ardından Prof. Dr. Turgut Karabey, Karakoç’un Leyla ile Mecnun adlı eserini ele aldı. Prof. Dr. Mehmet Törenek ise Karakoç’un Batı kültürü karşısındaki tavrını çeşitli yönleriyle anlatmaya çalıştı. Prof. Dr. Himmet Uç, şairin toplu şiirlerinin yer aldığı Gün Doğmadan adlı kitabını “panoramik bir roman” olarak nitelediği bildiriyi sundu. İlk oturumun son konuşmacısı şair Ömer Erdem’di. Öteki konuşmacıların aksine doğaçlama olarak yaptığı konuşmasında Erdem, Sezai Karakoç şiirinin bir ‘kültür şiiri’ olduğunu, bu anlamda şairin T. S. Eliot, Ezra Pound gibi şairlerle karşılaştırılabileceğini belirtti. “Sezai Karakoç, şiiri sadece estetik bir olay olarak görmez.” diyen Ömer Erdem, Karakoç’un, “çilesi çekilmemiş tek dizesinin olmadığını” söyledi. Sezai Karakoç şiirinin biçimi ve içeriğiyle modern bir şiir oluşu ve II. Yeni şiiriyle ilişkisi, Ömer Erdem’in değindiği bir başka konuydu.
Sempozyumun ikinci oturumunda, Prof. Dr. Muhammet Çelik, Sezai Karakoç için kutsal kavramların önemini anlattı. Akif Emre, bildirisinde Karakoç’un siyasi fikirlerini ele aldı. Doç. Dr. Kenan Erdoğan’ın bildiri konusu ise Sezai Karakoç’un Yunus Emre yorumuydu. Doç. Dr. Alaattin Karaca ve Doç. Dr. Erdoğan Erbay, sempozyumun son iki konuşmasında, Karakoç’un Diriliş düşüncesini ve şiir serüvenini ele aldılar. Sempozyumun sürpriz konuşmacısı ise Prof. Dr. Suat Yıldırım’dı. Kendisi de Erganili olan; şairi ve ailesini yakından tanıyan Suat Yıldırım, dinleyici olarak katıldığı sempozyumda Sezai Karakoç’u “mahzun, mahcup, mütefekkir, mütevazı, müdakkik” olarak tanımladı ve Karakoç’la ilgili anılarını anlattı.
‘Şair Memleketinde – Sezai Karakoç Sempozyumu’nda, Erganili edebiyatseverler ve öğrenciler edebiyat soluklayıp taşrada olmanın yazgısını bir günlüğüne unuttular. Ergani’nin her zamankinden farklı bir gün yaşadığı âşikârdı. Bürokratlardan sıradan vatandaşa, lise öğrencilerinden etrafta gezinen çocuklara kadar herkeste bir bayram gününün heyecanı ve mutluluğu vardı. Konuşmacılar, özellikle gençlere seslenerek onlardan, Sezai Karakoç gibi bir usta şairin değerini bilmelerini ve onu örnek alarak geleceğe umutla bakmalarını istediler. Ergani’de sadece Sezai Karakoç, onun düşüncesi ve şiiri konuşuldu. Bu verimli sempozyumu düzenleyenler, Sezai Karakoç’u etkinliğe katılmaya ikna edememiş olsalar da, o gün, ‘şair memleketinde’ydi gerçekten.
kaynak: zaman.com.tr
Add comment Haziran 2, 2008
Ankara’da Diriliş!

Büyük düşünür Sezai Karakoç, Ankara’da Yüce Diriliş Partisi Genel Merkezi’nde “Şairler Ankara’ya ölmeye gelirmiş, bense dirilmeye geldim.” diyerek başladığı konuşmasında, gündemdeki meseleleri Diriliş görüşü bağlamında değerlendirdi. Karakoç, oldukça kalabalık olan salona, devletin milletin ve medeniyetin yeniden dirilişi için hangi yolların geçerli olduğunu anlattı. “İktidarı uyarmamıza hiçbirşey engel değil” diyen Karakoç, yapılacakların yapılmaması halinde bu medeniyet sahiplerinin yersiz yurtsuz kalmayacağını, diriliş’in ayakta olduğunu söyledi.
Add comment Aralık 28, 2007
Diriliş Burcu internette
Saadettin Acar’ın hazırlayıp sunduğu Diriliş Burcu programının yayınlanan 40 bölümünü www.burcfm.com.tr adresinden dinleyebilirsiniz.
Add comment Aralık 4, 2007
Sezai Karakoç diriliş çağrısının şairidir
7. Uluslararası Sapanca Şiir Akşamları, `Sezai Karakoç`a Saygı Gecesi`yle başladı. Turan Karataş, `Üstad herkese bir şeyler söyler. Ruhuna mutlaka bir ışık düşürür` derken, Mehmet Akif Tunç ise, Karakoç`un diriliş çağrısının şairi olduğunu söyledi
Kültür ve Turizm Bakanlığı , Sakarya Valiliği ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi `nin katkılarıyla Sapanca Kaymakamlığı tarafından düzenlenen Sapanca Şiir Akşamları , `Sezai Karakoç `a Saygı Gecesi `yle başladı. Turan Karataş , Haydar Ergülen ve Mehmet Akif Tunç , Sezai Karakoç `un şiiri ve edebiyatımızdaki yerini anlatırken, Rasim Özdenören , Erdem Beyazıt ve Erkan Çav Sezai Karakoç `la olan hatıralarını anlattı. Programın açılış konuşmasını yapan Sakarya Valisi Hüseyin Atak , Sapanca Şiir Akşamları `nın ilk olarak depremin acılarını unutmak için başladığını ve artık ulusal bir marka haline geldiğini belirterek, katılan bütün şairlere teşekkür etti. Balkanlardan ve Türkiye`nin farklı kentlerinden gelen şairlere hoş geldiniz diyen Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran , programın organizasyonunda emeği geçenleri kutladı. Cihat Zafer `in sunduğu programda daha sonra konuşmalara geçildi.
EDEBİYATÇILAR KARAKOÇ `U ANLATTI
`Sezai Karakoç `a Saygı Gece`sinde ünlü şair bütün yönleriyle ele alındı. Ben anlatsam anlatsam kendi Sezai Karakoç`umu anlatırım diyen edebiyatçı Turan Karataş , bir şairi anlamak için onun eserleriyle yüzleşmek gerektiğini söyledi. Turan Karataş , `Karakoç herkese bir şeyler söyler. Ruhunuza mutlaka bir ışık düşürür. Sezai Karakoç bu medeniyetin sözcüsüdür, kendi uygarlığından doğan bir şairdir` dedi. Mehmet Akif Tunç ise, `Karakoç diriliş çağrısının şairidir ve bu çağrının muhatabı insandır. Bu çağrı ölmeden önce ölmeyi söyler. Bu çağrıyı Mevlanalar , Yunuslar elçilik görevini üstlenerek yaptılar. Günümüzde de Karakoç bu çağrıyı yapmaktadır` diye konuştu. Haydar Ergülen `in Karakoç `u anlatan metnini okuyan Mehmet Taner ise, `Karakoç `u büyük kılan hem şiiri hem de örnek yaşantısıdır` dedi. Rasim Özdenören ve Erdem Beyazıt da ünlü şairle olan anılarını anlattı. Karakoç `un bir deha olduğunu söyleyen Rasim Özdenören , `Sezai Karakoç ismini duyduğumdan bugüne 51 yıl geçti. Karakoç büyük bir edebiyatçı ve büyük bir dehadır` ifadelerini kullandı. Erdem Beyazıt ise edebiyat dünyasında şair olarak kabul edilmesine ve şiirlerinin okunmasına yol açan kişinin Sezai Karakoç olduğunu ifade etti. Sezai Karakoç `a Saygı Gecesi `yle başlayan ve II .Justinyanus Köprüsü `nde düzenlenen `Sakaryalı Şairler Buluşması ` ile devam eden Sapanca Şiir Akşamları , 8 Eylül Cumartesi `ne kadar devam edecek.
kaynak: yenisafak.com.tr
Add comment Kasım 6, 2007


