Posts filed under 'Haber'
Duyuru: Sezai Karakoç’u dinlemek
DİRİLİŞ PARTİSİ SİTESİNDEN, 20 EKİM VE 27 EKİM 2007 TARİHLERİNDE SAAT 21:00′DE YAPILACAK CANLI YAYINLARLA SEZAİ KARAKOÇ’U DİNLEYEBİLİRSİNİZ. VAKTİ MÜSAİT OLMAYANLAR İÇİNSE YAPILAN KONUŞMALAR VİDEO KAYDI ŞEKLİNDE YİNE AYNI SİTEDE YER ALIYOR. (SİTEYE SAĞ TARAFTAKİ BAĞLANTIYI KULLANARAK GİRİŞ YAPABİLİRSİNİZ.)
Add comment Ekim 25, 2007
www.yucedirilis.org.tr kuruldu
Sezai Karakoç’un genel başkanı olduğu Yüce Diriliş Partisi’nin resmi sitesi aşağıdaki duyuru ile yayına girdi:
Kutlu ülkemizin baştan sona bayındır hale gelmesi, büyük milletimizin bugününün ve yarınının güvence altına alınması, idealimizin özünü ve kapsamını oluşturmaktadır. Bu amaca erişebilmek için, toplumun güç ve imkânlarının, yurdun tabiî ve tarihî hazinelerinin yeniden keşfedilmesi, envanterlendirilmesi, değerlendirilmesi, yönlendirilmesi ve verimlendirilmesi, medeniyetçe yeni ve parlak bir döneme girme heyecan ve atılımımızın gerçekleştirilmesi gerekir düşüncesindeyiz. Bu inançla DİRİLİŞ toplu ve genel adı altında özetlenebilecek olan toplum görüş ve düşüncesinin sahipleri olan bizler, görüşümüzü topluma iletme ve kabul görmesi halinde uygulamaya koyma amacıyla partimizi kurmuş bulunmaktayız. Partimiz, YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ, halkın ruhundan doğmuştur. Halkımızın, demokrasi tecrübesi içinde, özlemini duyup da bir türlü kavuşamadığı, yaklaştığını sanıp da sonra bunun bir yanılgıdan başka bir şey olmadığını acı acı hissettiği düşünceleri ve ülküleri gerçekleştirecek, kalbinin öz partisinin YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ olduğuna inanıyoruz.
Öte taraftan, milletimizin ve onun ruh ve maddesini kıvamlandıran, yoğuran ve donatan medeniyet idealimizin yeniden en etkin bir şekilde ufuklarda somutlaşmasının, insanlık için de yeni bir umut kaynağı olacağı düşüncesi, inanç ve kıvancımızı arttırmaktadır.
Manevi değerlerden kaynaklanan ışık ve sevinç demetleriyle toplum psikolojisinin aydınlanması platformu olacak ortamın hazırlanmasına partimizin büyük katkısının olacağına kuşkumuz yoktur.
Add comment Ekim 22, 2007
‘Sezai Karakoç, evrensel bir şairdir’
Şair Osman Sarı: Sezai Karakoç, sanki annesinden doğrudan şair olarak doğmuş
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş tarafından, Sezai Karakoç Şiir Programı düzenlendi. Cemal Reşit Rey Konser Salonundaki etkinlik, 2007 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne değer görülen Karakoç’un şiirsel yönünün anlatıldığı sinevizyon gösterisiyle başladı.
Daha sonra söz alan şair Osman Sarı, bir şairin şiiriyle dünya görüşünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, Karakoç’un şiiri düşüncesine, düşüncesini de şiirine çok iyi giydirmiş bir şair olduğunu söyledi. Sarı, ”Sezai Karakoç, sanki annesinden doğrudan şair olarak doğmuş” dedi. ”Necip Fazıl Kısakürek’e yapılan haksızlığın Sezai Karakoç’a da yapılmasından korkuyorum” diyen Sarı, ”(Necip Fazıl, çok iyi bir şair, ama düşüncesi tartışılır) diyenler var. Bu bir haksızlık ve bunu kabul etmek çok zor. Aynı haksızlığın Sezai Karakoç’a yapılır gibi olduğunu görüyorum” şeklinde konuştu.
”EVRENSEL BİR ŞAİR”
Şair Nurettin Durman ise Karakoç’un açık sözlü bir şair olduğunu belirterek, ”Karakoç, evrensel bir şairdir” dedi. Karakoç’un, Türkiye’nin yetiştirdiği en seçkin şairlerden biri olduğunu söyleyen Durman, şairin aldığı ödülle daha çok gündeme geldiğini kaydetti. Durman, Karakoç’un, kendini gösteren ve duyuran bir şair olduğunu dile getirerek, ”Zaten dikkat edilirse Karakoç, şiirleri günümüze gelinceye kadar hep böyle yapmıştır. Kendini bir mecburiyet halinde ortaya koymuş ve mecburen görülmüştür. Çünkü görülmese olmazdı ve hayatın şiir tarafı eksik kalırdı” şeklinde konuştu. Şair Haydar Ergülen ise Sezai Karakoç’un sadece doğulu bir şair olarak nitelendirilemeyeceğini ifade ederek, ”Karakoç’un, modern ve modernist bir şair olduğunu düşünüyorum. Bir şair modern olup, modernist olmayabilir. Ancak Karakoç her ikisi de” dedi.
”KENDİNE YAKIŞANI YAPTI”
Karakoç’un 2007 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne değer görülmesinin tartışılmasına da değinen Ergülen, şunları kaydetti: ”Ben de o ödülü almayacağını düşünüyordum. Kendine yakışanı yaptı ve ödül töreni yaptırtmadığı gibi ödül parasını da bir hayır kurumunda kullanılmak üzere bakanlığa geri gönderdi.” Şair Sadık Yalsızuçanlar da Karakoç’un ne doğulu, ne de batılı bir şair olarak tanımlanamayacağını belirterek, Karakoç’un şiirlerini saf ve katıksız bir ilhamla yazdığını söyledi. Şair Mevlana İdris de Karakoç’un çağın büyük düşünce adamı ve şairi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Karakoç’un şiirlerinin arka planında zamanlar arası bir geçişkenlik, hakikat arayışı var. O şiirlerinde, düşüncelerinde gelecekte kuracağı bir yapı için geçmişe gidip bir taş alır, onu şu anda önümüze koyar. Bu yönüyle Karakoç’un zamanlar arası bir mimar olduğunu söyleyebiliriz.” Etkinlik, şair Sacit Onan tarafından seslendirilen Karakoç’un ”Mona Rosa” adlı şiiriyle sona erdi.
Kaynak: f5haber.com
Add comment Mayıs 30, 2007
Sezai Karakoç Konuşuyor
Yazar: Ali Görkem Userin
Düşünce ve sanat dünyamızın önde gelen şahsiyetlerinden Sezai Karakoç, her Cumartesi Yüce Diriliş Partisi’nin İstanbul İl Merkezi’nde konuşmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz Cumartesi dördüncüsü gerçekleştirilen bu konuşmalarda Karakoç, ilkin kısaca günün gündemine değindikten sonra seçtiği asıl konu çevresinde bir saati aşan samimi ve derinlikli bir konuşma yaptı. Bu hafta günün gündeminde özet bir biçimde seçim sürecine ve sonrasına dair kimi tespitler yapan Karakoç, seçimin ne yazık ki bir değişimi sağlayamacağını, seçim sonrasında da ülkenin aynı belirsizlik ortamını muhafaza edeceğini ekledi. Fakat, ne olursa olsun umudu diri ve gündemde tutmanın önem ve gereğinin de altını çizdi.
Daha sonra konuşmasının ana bölümünü oluşturan konuya, yani Necip Fazıl’a geçti Karakoç. Konuşmanın yapıldığı Cumartesi’nin tarihine doğum tarihi denk düşen Necip Fazıl’ı 28 yıllık bir dostluk ve ilişkinin sonucunda oluşan bir birikimden ve Karakoç’un gözünden dinlemek oldukça güzeldi. Geçen asır içinde İslamcı akımın Necip Fazıl’dan evvelki durakları olarak Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi, Mehmet Âkif ve Eşref Edip’i ve dönemlerinin genel şartlarını tahlil eden Karakoç daha sonra Büyük Doğu’nun nasıl bir ihtiyacın ürünü olarak varolduğunu ve etkilerini analiz etti. Maraş’taki öğrencilik yıllarından başlayarak Büyük Doğu vasıtasıyla Necip Fazıl’ı izlediklerini ve ilk şiirinin de yine bu dergide yayımlandığını belirtti. Karakoç konuşması sırasında, 1950’den 1978’e kadar kısa aksamalarla da olsa sürekli görüştüğü, birlikte çaba harcadığı büyük sanatçıya dair aktardığı kimi anekdotların bir kısmının Diriliş’te yayımlanan Hatıralar’ında yer almadığını belirtti.
İlerleyen haftalarda da Cumartesi akşamları saat 21.00’de yapılacak bu konuşmalara isteyen herkesin katılabileceğini belirtmeye bilmem gerek var mı? Ayrıca, konuşma öncesinde Tahir Yücel, Osman Sarı, Osman Bayraktar, Kâmil Eşfak Berki gibi değerli şair ve yazarlarla ayaküstü laflama imkanına da sahipsiniz. Toplantı sırasında ikram edilen yiyecek (o kır çileklerinin tadını kim unutabilir?) ve içeçekleri ise hiç anmıyorum…
Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Merkezi Adresi: Haseki, Millet Caddesi No: 36 Hakdiyen Apt. Kat: 2. Telefon: 0212/ 531 41 36. (Ben adresten anlamam, tarif lazım diyenler için: Haseki Tramvay durağında inip Fındıkzade yönüne doğru yüz metreden az, on metreden çok yürüdüğünüz zaman sağ koldaki Hakdiyen Apartmanının ikinci katında sizi selamlayan Yüce Diriliş Partisi tabelesını gözleriniz ışıldayarak göreceksiniz.
Not: Programa birlikte katıldığımız diğer arkadaşların katkılarının önünü açık tutmak için kısa kesiyorum
kaynak: cemaat.com
Add comment Mayıs 30, 2007
İnternette Diriliş Okumaları
Diriliş Yazıları olarak, internet üzerinden sürdürülecek Diriliş Okumaları faaliyeti başlatıyoruz. Faaliyet kapsamında, Diriliş eserleri okunacak ve tartışılacak. Katılımcıların dileğine göre bazen konu bazen eser merkezli okumalar yapılacak. Okumanın özgün ürünler ortaya çıkarması temel hedef. Diriliş düşüncesini en sahih biçimde ele almak başlıca gaye. Katılmak için, katılacağınızı bildiren e-posta adresiniz yeterli:
tahabasar@gmail.com
NOT: Etkinlikte hiçbir zorlama unsur yoktur. Tamamen doğal gidişat içinde, okumaların incelendiği platformda görüşler açıklanacak ve tartışmalar olacaktır. Mail grubu üzerinden işleyecek sistemde, kimi zaman seminer tarzı yazılar da tartışmalara dahil olabilecektir.
Add comment Mayıs 17, 2007
Bu Yaz Diriliş Okumaları
TYB Konya Şubesi 2005’te Safahat Okumaları’yla başlattığı ve geçen yıl Çile Okumaları’ya devam ettirdiği okuma toplantılarına bu yıl da şair ve düşünce adamı Sezai Karakoç’a Konya’nın vefa borcu olarak Diriliş Okumaları’na yer verilecek. Temmuz-Ağustos aylarında haftada 3 gün yapılacak olan okumalara Karakoç ve eserleri hakkında bir çok konuşmacı katılacak.
kaynak:tyb.org.tr
Add comment Mayıs 17, 2007
Doğunun Yedinci Oğlu: Sezai Karakoç Diriliş okumaları!
Metin: Asım Gültekin
Her hafta Perşembe günü saat 16.30′da Ensar Vakfı merkezinde Hamit Can yönetiminde DİRİLİŞ OKUMALARI yapılıyor. Diriliş Medeniyetini tüm cepheleriyle aydınlatmayı ve “İslam entelijansiyası”nı kurmayı amaçladıklarını belirten koordinatör Ramazan Akkır her hafta üstadın temel eserlerinden birisinin merkeze alınarak, diriliş medeniyetinin derinlemesine bir bakışla analiz edilmeye çalışıldığını söyledi. Programa katılabilmek için sanırım koordinatör ile görüşmek gerekiyor. RAMAZAN AKKIR 0544 430 06 70
Kaynak: gercekhayat.com
Add comment Mayıs 17, 2007
Ankara’da Diriliş Paneli: ŞAHDAMAR
Haber: Diriliş Yazıları (Ankara)
Ankara’da Zinde Grubu tarafından 29 Nisan Pazar Günü saat: 14.00‘te Hak-İş Konferans Salonunda Diriliş ve Sezai Karakoç hakkında “ŞAHDAMAR” isimli bir panel düzenleniyor. Panelin katılımcıları ve konuşacakları konular da şöyle:
Açış Konuşması: Yasin Ramazan
Oturum Başkanı: Durmuş Günay
Dr. Kevser Baş: Sezai Karakoç’un Düşünce Dünyasında Doğu ve Batı
M. Ragıp Karcı: Sezai Karakoç
Dr. Muhittin Bilge: Sezai Karakoç’ta Medeniyet Perspektifi
Şaban Abak: Tanıdığım Sezai Karakoç ve Hakkında Meşhur Yanlışlar
Ayrıntı için: www.zindegrubu.com
Konferans Salonu: Hak-İş Konferans Salonu Tunus Caddesi (Eski İş Bankası arkası) Bakanlıklar / ANKARA
< NOT: Program içeriğine ve tanıtımına diriliş yazıları olarak biz de katkıda bulunuyoruz. >
Add comment Nisan 27, 2007
Şair Sezai Karakoç’un partisi yeniden dirildi
Şair Sezai Karakoç 1990′da kurulan ancak seçimlere katılmadığı için kapanan Yüce Diriliş Partisi’ni yeniden açarak, Genel Başkan sıfatıyla ilk basın toplantısını Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda düzenledi. Kamuoyunun şairliğiyle tanıdığı Karakoç, Anayasa’nın 102′nci maddesine göre cumhurbaşkanı seçimine katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşeceğini iddia etti. Anayasa’nın 102′nci maddesi hükmünün yorumu konusundaki görüşlerini açıklayan Karakoç, şöyle dedi: “Cumhurbaşkanını seçme, Anayasa tarafından milletvekillerine verilmiş bir görevdir. Milletvekili, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak ve bu hususta lazım gelen her türlü gayreti göstermek mükellefiyetindedir. Bu Anayasal görevi yerine getirmeyen milletvekilinin milletvekilliği, Anayasa’nın 102′nci maddesi hükmü gereği sona erer. Şöyle ki Anayasa’nın 102′nci maddesi, ‘Cumhurbaşkanının seçilememesi halinde derhal TBMM seçimleri yenilenir’ demektedir. Bunun anlamı, her ne suretle olursa olsun, cumhurbaşkanını seçemeyen milletvekillerinin milletvekilliği sona erer demektir. Çünkü milletvekillerinin milletvekilliği sona ermedikçe seçimlerin yenilenmesi mümkün olmaz.”
HALK SEÇMELİ
Karakoç, gönüllerinden geçenin ise cumhurbaşkanını halkın seçmesi olduğunu belirterek, “Biz, tüm seçimlerin, 4 yılda bir, bir kerede yapılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Add comment Nisan 26, 2007
Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in Entelektüel Muhalefeti
Özgür-Der İzmir Şubesi’nin düzenlediği Türkiye’de İslamcılık başlıklı programa 1 Nisan 2007 Pazar günü Zehra Çomaklı Türkmen’in anlattığı “Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in Entelektüel Muhalefeti” balıklı seminerle devam edildi.
İzmir Pınar Yayınları’nın lokalinde gerçekleştirilen programda Zehra Çomaklı, Sezai Karakoç’un yaşadığı süreci siyasal ve kültürel çevresinde yaşanan olaylar ve değişimlerle irtibatlandırarak anlatmaya çalıştı.
Karakoç’ün edebi şahsiyeti yanında taşıdığı düşüncelerini ve İslam algılayışını özetlemeye çalışan Çomaklı, Karakoç’un batıcı ve Kemalist sisteme karşı “İslami Diriliş” veya “Dirilişin Amentüsü” kitaplarında olduğu gibi Müslümanları uyandıracak, bilinçlendirecek bir çaba içinde bulunduğunu ve en önemli idealinin de bir “Diriliş Nesli”ni oluşturmak olduğunu dile getirdi.
Karakoç’un İslam medeniyetini idealize eden bir tasavvura sahip olduğunu; ama bu düşüncesini hayatı boyunca ciddi bir tahkike tabi tutmayıp, yüzeysel bir şekilde devam ettirdiğini belirten konuşmacı; Batı’nın soluğu İslam dünyasını kuşatmadan önce “cenneti” andıran yaşantıyı yani “İslam Medeniyetini” yeniden canlandırmak amacıyla şiirlerinde de, yazılarında da, ilişkilerinde de bir çok emek ortaya koyduğunu belirtti. Ve, O’nun İslam’ın Diriliş Nesli’ni oluşturma çabası da bu gayretlerinin bir başka boyutuydu ve bu söylem Diriliş dergisi olarak karşımıza çıkmıştır dedi.
Diriliş dergisinin yayın dönemlerinde işlediği konular üzerinde duran Çomaklı, Sezai Karakoç’un İslami temayülünü bu dergiden yaptığı bir iktibas ile özetledi: “Müslümanların İslam’a yeniden dönüşleri, Kur’an-ı yeniden bulmaları, hadisi ve sünneti yeniden anlamaları, klasik İslam düşünce ve teoriğini, çağdaş İslam düşüncesini, tarihi İslam pratiğini şuura getirmeleri demek olacaktır. Gelenekleşmiş bölümler yıkılacak, çatışmalar durdurulacak, sapmalar düzeltilecek, yeni, diri bir İslam insanı ortaya konacaktır.”
Derginin 1967 Ağustos sayısında Karakoç’un Mısır’da idam edilen büyük ıslahat öncüsü Seyyid Kutub için “Şehidin mirası zaferdir” başlıklı bir yazı yazdığını hatırlatan Çomaklı, bu dönemde Diriliş Nesli için Şehit Seyyid Kutub’u model gösterdiğini; ancak bu olumlu tavrı karşısında teori – pratik, doktrin – aksiyon bileşiğinde safha arayışına geçerek kendisini tasavvufi kültürün etkisiyle de inanç-amel ayrımına sevk ederek büyük bir yanılgı içerisine düştüğünü vurguladı.
Zehra Çomaklı ayrıca şairin yazı ve şiirlerinde yanlış olarak kullandığı Kur’ani ve diğer İslami kavramlara örnekler verdi ve İslam ümmetini savunmasına rağmen, Türklüğü “Ağabey Millet” olarak görme noktasında Türk milliyetçiliğinin etkisinden yeterince kurtulamamış olduğunu belirtti. Türkiye’deki 1970’li yıllardan bu yana gelişen tevhidi uyanış sürecine ayak uyduramayan Karakoç’un bugün maalesef ki bir imaj haline geldiğini belirten konuşmacı, ne yazık ki Karakoç’un imajı parladıkça İslami düşüncesi, misyonu flulaşmıştır, ve Diriliş serüveninin mimarı Karakoç 28 Şubat sürecinden bu yana gelişen olaylara karşı da sessiz kalmış, Türkiye’de ki Müslüman kamuoyunda gündemleşen rolü, sıra dışı bir konuma düşmüştür dedi.
1960’lı yılların son dönemlerinde Diriliş çizgisinden ayrılan Nuri Pakdil’in Kemalist ve batıcı ideoloji karşıtı söylemini, Karakoç’tan çok daha radikal bir yerlilik anlayışına ve Tasavvufi Türk kültürüne dayandırdığını belirten Çomaklı, Pakdil’in Türkçe kullanım konusundaki hassasiyetinin dolaylı olarak Türk ulusçuluğuna da hizmet eden bir tutku olarak belirdiğini vurguladı. Pakdil’in emperyalizme ve resmi ideolojiye olan muhalefetini bazı anektotlarla aktaran Çomaklı, Sezai Karakoç’tan yaptığı bir alıntı ile, Diriliş hareketini terk eden şair ve hikayecilerin, Diriliş neslini sadece bir edebiyat kuşağı olarak anladıklarını, bu çizginin doktrinel, düşünsel, metodik, siyası mesajını kavrayamadıklarını belirtti.
Ve Çomaklı, resmi sisteme muhalif olan, kendilerini İslamla irtibatlandıran bu iki entelektüelin 1970’li yıllardan itibaren derinleşmeye başlayan tevhidi uyanış çizgisiyle düşünsel bir irtibat kuramamalarını kendilerini yenileyememek konusunda büyük bir talihsizlik olarak belitti.
kaynak: ozgurder.net
Add comment Nisan 26, 2007