<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>DİRİLİŞ YAZILARI &#62;&#62; Diriliş Düşüncesine Doğru &#187; Röportaj</title>
	<atom:link href="http://dirilisyazilari.wordpress.com/category/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com</link>
	<description>"Biz dirilişi gözlüyoruz; Bengisu bengisu kayna ve çağla!"</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Dec 2008 20:48:12 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='dirilisyazilari.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/69f2bc4e9a4e021189c61cae0a35218f?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>DİRİLİŞ YAZILARI &#62;&#62; Diriliş Düşüncesine Doğru &#187; Röportaj</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Burç fm’de ‘Diriliş’ burcu&#8230;</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/12/04/burc-fm%e2%80%99de-%e2%80%98dirilis%e2%80%99-burcu/</link>
		<comments>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/12/04/burc-fm%e2%80%99de-%e2%80%98dirilis%e2%80%99-burcu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2007 04:27:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahabasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/12/04/burc-fm%e2%80%99de-%e2%80%98dirilis%e2%80%99-burcu/</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Musa Güner
Sezai Karakoç, ‘Diriliş&#8217; merkezli fikirleriyle Türkiye&#8217;de büyük bir etki gücüne sahip bir şair-düşünür. Son elli yılda yetişen bir çok düşünce adamı ve edebiyatçının üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak emeği bulunuyor.
Edebiyat ve düşünce dünyamızın kırk kapılı sarayıdır Sezai Karakoç. Yazı hayatına başladığı 1950 yılından bu yana eserleriyle muhteşem bir mimari gibi meydanda duruyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=244&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Yazar: Musa Güner</strong><br />
Sezai Karakoç, ‘Diriliş&#8217; merkezli fikirleriyle Türkiye&#8217;de büyük bir etki gücüne sahip bir şair-düşünür. Son elli yılda yetişen bir çok düşünce adamı ve edebiyatçının üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak emeği bulunuyor.</p>
<p>Edebiyat ve düşünce dünyamızın kırk kapılı sarayıdır Sezai Karakoç. Yazı hayatına başladığı 1950 yılından bu yana eserleriyle muhteşem bir mimari gibi meydanda duruyor. O yazmaya başladığı günden bugüne çağdaşlarından başlamak üzere kuşaklar üzerinde büyük bir etki sahibi oldu. Her yaştan, her meslekten insan onun şiirleriyle büyüdü. Her on yılı bir kuşak sayarsak beş kuşak onu okudu. Herkes kırk kapılı bu saraydan kendine uygun bir kapı buldu ve kendi algılarının açıklığınca istifade etti ondan. Kimi şiir kapısından girdi, karşısında muhteşem bir şair buldu. Kimi düşünce kapısından girdi, büyük bir fikir adamıyla karşılaştı. Kimi ekonomi kapısından, kimi hikâye kapısından, kimi teorik edebiyat kapısından, kimi güncel konular kapısından seyretti onu. Sonuçta herkesin bir Sezai Karakoç’u oluştu. Karakoç hakkında kitaplar yazıldı, tezler yapıldı, makaleler yazıldı. Karakoç için yapılanlara bir de radyo programı eklendi. Yazar Saadettin Acar kırk hafta boyunca kırk ayrı kişiyle konuşarak bir Sezai Karakoç portresi çıkarmaya çalıştı. Biz de Saadettin Acar ile Burç FM’de yayınlanmış olan Diriliş Burcu programı çerçevesinde Sezai Karakoç’u konuştuk.</p>
<p><strong>Sezai Karakoç hakkında 40 program yaptınız. Nasıl oldu? </strong></p>
<p>Aslında bir yıl boyunca her hafta yayınlanacak şekilde 52 program olarak düşünmüştük. Sonra bazı endişelerden dolayı ve Sezai Karakoç’un Hızırla Kırk Saat’ine atfen 40 programda bıraktık. Üzerine konuşabilecek insanların sayısı, ortaya koyduğu çaba ve o büyük külliyat bakımından, 40 değil, 150, 200 programda konuşulabilir Sezai Karakoç. Türkiye’deki etkisi ve gücü, etkilediği insan sayısı o kadar fazla ki… Sezai Karakoç’ta o kadar konuşulacak kavram, konu, başlık var ki bu böyle yüzlerce programa sığdırılabilir. Ama itiraf edeyim, büyük bir çaba gerektiriyor. Kırk hafta bir sanat ve düşünce adamını konuşuyorsunuz, tekrara düşmeme gayreti güdüyorsunuz, her hafta başka bir konuyu ele alıyorsunuz.</p>
<p><strong>Programda Turan Karataş’a doktora çalışması için sorduğunuz soruyu ben de size sorayım: Neden Sezai Karakoç, başka sanatçı mı yok ya da başka konu?</strong></p>
<p>İdeolojisi, hayata bakışı, birikimi ne olursa olsun, Sezai Karakoç’un eseriyle tanışan bir insan, önyargılardan birazcık arınabilirse, hayatında çok büyük bir dönüşüm yaşayabilir. Çünkü Sezai Karakoç’taki o coşkunluk, o müjdeleyici, germeyen, inatlaşmayan, karamsar tablo çizmeyen üslup, sanatçıyla onu takip eden okur arasında bir bağ kuruyor. Tarifi imkânsız bir bağdır o. Ona herhangi bir yerden başlayan bir okur birdenbire kendini Sezai Karakoç’un düşünce dünyasının içinde bulabiliyor.</p>
<p><strong>Sizin üzerinizde nasıl bir etkisi var Karakoç’un?</strong></p>
<p>Ben Sezai Karakoç’un kitaplarıyla tanıştığımda İslam üzerine, din üzerine, tarih üzerine, edebiyat üzerine kendimce okumalar yapmış bir insandım. Sezai Karakoç’la tanışmak bütün bu okumaları yeniden gözden geçirmemi sağladı. Bu, reddetme, eksiltme ya da öncekini yok sayma anlamında değil, gözden geçirme, elimdekini yeniden değerlendirme anlamında… Bize öyle ölçüler verdi ki…</p>
<p><strong>Sizin yazarlık hayatınız da Sezai Karakoç ile başladı sanırım… </strong></p>
<p>Hasbelkader Sezai Karakoç ile başladım yazarlığa. 94 yılı olmalı. Bir üniversite öğrencisiydim, bir gazetenin asistanlığını yapıyorum. Kendimce Sezai Karakoç ile ilgili karalamalar yapıyordum. Ahmet Kekeç o gazetede kültür sanat editörüydü. Aldı baktı, bunlar güzel metinler dedi. Bunu yayınlayalım dedi, yayınladı. Benim yayınlanmış ilk yazımdır. Suskun ve kırgın bir filozof: Sezai Karakoç… ilk yazdığım yazıdır.</p>
<p><strong>O yazıdan sonra ilk kez Sezai Karakoç’la görüştünüz. O görüşmede nasıl değerlendirdi yazınızı?</strong></p>
<p>‘Ne suskunum ne de kırgın! Elli tane kitap yazdım, 30 sene dergi çıkardım. Niye suskun olayım ki! Kimseye de kırgın değilim, buradayım, gelenle gidenle konuşuyorum.’ dedi.</p>
<p><strong>Diriliş Burcu’nda ben okurlara, dinleyenlere Sezai Karakoç’u işaret ediyorum diyorsunuz. O ne söylüyor bize?</strong></p>
<p>Parmak ayı gösterdiği zaman parmağa değil aya bakınız diyor Hazreti Mevlânâ… Sezai Karakoç da “Ben bir işaretim parmağıyım, işaret ettiğim yöne bakın!” diyor. Onun şahsiyeti de çok değerlidir bizim için, saygıdeğerdir, ama Sezai Karakoç’un çabası, ortaya koyduğu o büyük eser daha da önemlidir. Şiiri büyük bir şiirdir, düşüncesi büyük bir düşüncedir Sezai Karakoç’un. Tarihi yorumlaması, gelenekle ilişkisi, günümüze getirdiği özgün yorumlar… Yani baştan sona Sezai Karakoç orijinal ve büyük bir fikirdir.</p>
<p><strong>Neden çok göz önünde biri değil Sezai Karakoç, oysa düşüncesinin, sanatının büyüklüğüne baktığımızda daha fazla göz önünde olması gerekmez mi?</strong></p>
<p>Uzaktan öyle bir fotoğraf görünüyor ama aslında öyle değil. O bütün engelleri kaldırmış, ona ulaşmak o kadar kolay ki. Herkes gider, teklifsiz, davetsiz, randevusuz, ‘Ben Sezai Bey’le görüşmek istiyorum’ der, zile basar. Hatta bazen kapıyı kendisi açar, o mütevazı, o sade, güzel ofisinde oturur. Bu kadar kendisini açmış, bu kadar zırhlardan kuşatmalardan, surlardan arındırmış bir adam. Hangi yazara bu kadar rahat ulaşabiliyoruz ki?</p>
<p><strong>Neden öyle görülüyor öyleyse?</strong></p>
<p>Birileri onunla ilgili, belki bilerek, belki bilmeyerek, bunları uyduruyor. Git gide onun şahsi durumlarını efsaneye dönüştürüyorlar ve bu da kişiliğini eserinin önüne geçiriyor. Bir şiirini alıyorlar, efsaneleştiriyorlar, Sezai Karakoç’un orta halli olması gereken bir şiiri efsaneleştirildiği için, Sezai Karakoç o şiirle anılmaya başlanıyor. Hâlbuki Sezai Karakoç’un gerçek okuyucusu, Sezai Karakoç üzerine düşünenler, araştıranlar, yazanlar da bilir ki Sezai Karakoç’un kendisiyle anıldığı o şiir Sezai Karakoç’un tipik şiiri değildir. En önemli şiiri asla değildir. En büyük şiiri hiç değildir.</p>
<p><strong>Mona Roza’yı mı kastediyorsunuz?</strong></p>
<p>Evet. Şimdi oradan bir şeyler uydurarak, efsaneleştirerek onu Sezai Karakoç’un fotoğrafının önüne koyuyorlar. O yaşadığı yaşamadığı bilinmez olan şey… Tabii toplum olarak efsaneleştirmeye çok yatkınlığımız var.</p>
<p><strong>Vitrin olarak mı düşünüyorlar Mona Roza’yı? </strong></p>
<p>Olabilir. Vitrin de parlak olmalı. Belki bu anlamda Mona Roza’nın bir çekiciliği var. İnsanları üstadın ismine aşina kılıyor. Ve buradan girerek belki ‘Hızırla Kırk Saat’le ‘Leyla ve Mecnun’ ile, ‘Gül Muştusu’ ile, ‘Gün Doğmadan’ ile ve oradan da Sezai Karakoç’un büyük düşüncesiyle tanışırlar.</p>
<p><strong>Gelelim radyo programına… Programlarda farklı kuşakların temsilcileriyle Sezai Karakoç’u konuştunuz. Nasıl bir sonuç çıktı buradan? </strong></p>
<p>Karakoç, 1950’lerden itibaren yazdıklarını yayınlamaya başlıyor. Ve aynı yıllardan itibaren de bir Sezai Karakoç okuru oluşmaya başlıyor. Onun şiirleriyle, yazılarıyla nesiller büyüyor. Karakoç okurlarını 1940’lı doğumlu insanlardan başlatırsak… Bu kuşağın en önemli temsilcisi Rasim Özdenören’dir. 60’ta Sezai Karakoç 27 yaşındadır, Rasim Özdenören 20 yaşındadır. O nesilde Cahit Zarifoğlu, Alaattin Özdenören, Akif İnan, Nazif Gürdoğan gibi isimler var ki bunlar Sezai Karakoç’un eseriyle muhatap olan ilk önemli nesil. Bu kuşağın abisidir Karakoç. Sezai Karakoç’un 1950 nesli üzerindeki etkisi bariz. Fehmi Koru, Ebubekir Eroğlu, Ali Bulaç ile temsil edilen bir sonraki nesil var ki bunlarda da Sezai Karakoç’un ciddi etkisi var. 1960’larda doğan kuşak var; Yusuf Kaplan, Akif Emre, Necat Cavuş, Şabak Abak, Kamil Eşfak Berki, Osman Bayraktar, Mustafa Armağan, Mustafa Özel, Ali Haydar Haksal, Hüseyin Su, Hüseyin Atlansoy, Turan Karataş, Kamil Yeşil, Haydar Ergülen… Onların da ciddi anlamda Sezai Karakoç’tan beslendiklerini görüyoruz. Belki de en ciddi anlamda beslenen kuşak bu kuşaktır. Sezai Karakoç’un en iyi dönemidir o dönem.</p>
<p><strong>Epeyce de birikmiştir o dönemde Sezai Karakoç. </strong></p>
<p>Bu 60 doğumluların okumaları 75’lerde başlıyor. Bu sırada Sezai Karakoç da kırkını aşmıştır, olgunluk dönemi eserlerini vermeye başlamıştır. Artık kendi tarzını oluşturmuştur, Diriliş çıkmıştır. Sonra 70 doğumlulara bakıyorsunuz. Onlarda da açık bir Sezai Karakoç etkisini görüyorsunuz. Programda bunlardan da çok sayıda isimle konuştuk. Bu kuşak da 80’lerin başında ve ortalarında kendini gösteriyor. Ömer Erdem, Hüseyin Akın, Cevdet Karal, Ali Ayçil, Yusuf Özkan Özburun, Ahmet Murat, Tarık Tufan, Suavi Kemal Yazgıç… Onların da ciddi etkilenmeleri var. Ve bu kuşaktan sonra gelen, bizim kuşak var: İsmail Kılıçarslan, Mustafa Akar, Alper Gencer, Ahmet Edip Başaran… Şimdiye kadar tam anlamıyla beş kuşak Sezai Karakoç’tan beslenmiş, etkilenmiş. Bu programda bunu gördüm ben. Sezai Karakoç’la yetişen beş kuşak yani… Tabii bu saydığım isimlerin tümünü konuk alma imkânımız olmadı, bunu da belirtelim.</p>
<p><strong>Siz Diriliş Burcu programında bu beş farklı kuşağın temsilcileriyle mi konuştunuz?</strong></p>
<p>Evet, beş kuşaktan isimler bize Sezai Karakoç’u anlattı. Ve beş farklı kuşağın bize söylediği ortak şey şu: Sezai Karakoç büyük bir şair, büyük bir yazar, büyük bir düşünür. Bu enteresan. Konuklarımın en küçüğü İsmail Kılıçarslan 1977 doğumlu, en büyükleri ise Rasim Özdenören 1940 doğumludur. Aralarında kırk yıl var. Kırk yıllık yaş aralığına rağmen ikisi de Sezai Karakoç karşısında aynı heyecanı duyuyor. Sezai Karakoç’un kendi üzerindeki hakkını teslim ediyor. Bu iki örnek de kendi kuşaklarının en tipik örnekleri. Sezai Karakoç’un elli yıllık çabasının semeresi. Yazı hayatının başladığı 1950 yılından Monna Roza’nın yayımlandığı 1999 yılına kadar beş kuşak beslendi, kana kana içti. Enteresandır bu beş kuşak da onda, hep bir şeyler buldu, buluyor. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun Sezai Karakoç’a ithafen yazdığı şiir kendi neslinin ve sonraki nesillerin Sezai Karakoç’a bakışını da özetliyor aslında: Şu küçücük kalpte / Yaman halimiz / Helal ettirmezsek / Nice hakkın yüklü.</p>
<p><strong>Bu etkiyi güçlendiren sanatçı-yaşantı-eser arasındaki samimi bağlar mıdır?</strong></p>
<p>Tüm mesele dini hayat haline getirmek. Şimdi dini yaşayacağız diye bir bölüm yok hayatımızda. Din hayatın her alanını kapsıyor çünkü. Diyor ki Cahit Zarifoğlu: “Duyuyorum, bunlarla sanatın ne ilgisi var deyip duruyorsunuz. Söyleyin iki hayatınız mı olacak, biriyle inancınızı fiilen yaşarken ötekiyle sanat mı yapacaksınız? Ne saçma, olamaz bu.” Yani sanat icra etmek için ayrı vakit, dini yaşamak için ayrı bir vakit yok. Sezai Karakoç bu anlamda bütüncüldür. Namaz kılar bu bir ibadettir, şiir yazar bu da ibadettir. Yani şimdi ibadet edeceğim, şimdi de sanat yapacağım demiyor. Hayat ibadettir zaten.</p>
<p><strong>Edebiyat tarihçisi Sezai Karakoç’u nasıl konumlandıracak?</strong></p>
<p>Bir modern şiir tesis etti ve geleneği de reddetmedi. Geleneği öyle bir devşirdi ki, öyle bir dönüştürdü ki o gelenekten Leyla ile Mecnun, Hızırla Kırk Saat, Yitik Cennet çıktı ortaya. Normalde Leyla ile Mecnun çok klasik, geleneğe dayalı, eski, insanların menkıbe diye baktığı bir olay. Ama Sezai Karakoç onu öyle yorumladı ki yeniden, bunun üzerine yüksek lisans, doktora çalışmaları yapıldı. En son konuştuğum konuşmacılardan birisi İlhan Genç’ti. İlhan Genç, Sezai Karakoç’un Leyla ile Mecnun’unu Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’uyla kıyaslayarak bir kitap yayınladı. Şule Yayınları’ndan çıktı, Leyla ile Mecnun’un iki şairi Fuzuli ve Sezai Karakoç diye. Çok önemli bir çalışma. İşin ehli bir akademisyen, bir profesör olarak, bir uzman olarak ‘Fuzuli’ye hakkını teslim edelim ama Sezai Karakoç da ondan aşağı kalmaz.’ diyor. İşte böyle büyük bir şiir yazdı. Hızırla Kırk Saat’i yazdı. Onu okuyunca bakıyorsunuz bir peygamberler kıssası, peygamberler geçidi. Hiç kimse rahatsız olmuyor, modern şairler de bundan rahatsız olmuyor. Hızırla Kırk Saat’te geçen o peygamber tasvirleri, o miraç, kıyamet sahneleri. Şiirden zevk alan herkes bu metinleri şapka çıkararak okuyor. Saygı duyuyor, kimse burun kıvırmıyor, kimse küçümseyemiyor. Öyle bir dönüşüm yaşattı. İşte bundan dolayı diyorum ki Sezai Karakoç, bu yüzyılın en büyük şair ve düşünürüdür ve henüz aşılmış da değil. Çünkü henüz keşfedilmiş değil, tam anlaşılmış değil. Ve halihazırda aşılamaz gibi duruyor. Sezai Karakoç’un aşılması için önce anlaşılması gerekir.</p>
<p><strong>Geçtiğimiz yıl verilen ödül Sezai Karakoç’u tekrar gündeme getirdi mi? </strong></p>
<p>Evet, bu kültür sanat ödülü de tabii, Sezai Karakoç’u bir kez daha gündeme getirmesi açısından önemli oldu. Ama bu ödül Üstad’a bir değer katmadı. Onu da parantez içinde söyleyelim. Sezai Bey o ödüle değer kattı. Bundan sonra o ödülü alacak olanlar şöyle sevinebilirler: “Sezai Karakoç’a verilen ödül bana da verildi.” Yoksa Sezai Karakoç o ödülün de, ona o ödül verenlerin de üzerindedir. Hepimizin üstadıdır yani.</p>
<p><em>Kaynak: zaman.com.tr</em></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dirilisyazilari.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dirilisyazilari.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dirilisyazilari.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dirilisyazilari.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dirilisyazilari.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dirilisyazilari.wordpress.com/244/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=244&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/12/04/burc-fm%e2%80%99de-%e2%80%98dirilis%e2%80%99-burcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/44b1f7eeb4d6ed70b5c27f2ff313f33d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">tahabasar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aydınlar harekete geçmeli</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/aydinlar-harekete-gecmeli/</link>
		<comments>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/aydinlar-harekete-gecmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2007 02:07:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahabasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/aydinlar-harekete-gecmeli/</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Habil Tecimen
“İslam dünyası sızım sızım sızlıyor ” diyen Sezai Karakoç, kurtuluşun, mevcut rejimlerden, politika ve politikacılardan medet ummayan, aydınlara ‘can evinden ulaşan’ bir akımla mümkün olduğunu belirtti ve ekledi: İşte o akım tüm yapıları yeniden doğuracaktır&#8230;
Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, &#8216;ufacık parçalar halinde&#8217; çözüm olamayacağını, İslam dünyasındaki parçalanmışlığın &#8216;her şey&#8217;in sebebi olduğunu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=239&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Röportaj: Habil Tecimen</strong></p>
<p>“İslam dünyası sızım sızım sızlıyor ” diyen Sezai Karakoç, kurtuluşun, mevcut rejimlerden, politika ve politikacılardan medet ummayan, aydınlara ‘can evinden ulaşan’ bir akımla mümkün olduğunu belirtti ve ekledi: İşte o akım tüm yapıları yeniden doğuracaktır&#8230;<br />
Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, &#8216;ufacık parçalar halinde&#8217; çözüm olamayacağını, İslam dünyasındaki parçalanmışlığın &#8216;her şey&#8217;in sebebi olduğunu vurguluyor. İslam dünyasının &#8216;diriliş&#8217;te birleşmesi gerektiğini belirten Karakoç ekliyor: Bilimde, sanatta, maneviyatta, askerlikte, düşüncede, edebiyatta, maddede, siyasette ve ekonomide birleşilirse kurtuluş var. İslam&#8217;ın yeniden dirilişine ömür adayan Karakoç ile dünya meselelerini ve kurtuluşu konuşmaya devam ediyoruz:</p>
<p>TEK BAŞINA ÇÖZÜM OLMAZ</p>
<p>nSorunlar nasıl çözülecek? İslam birliği ile Kürt meselesini çözeceğiz. Avrupa&#8217;nın karşısında böyle duracağız. Sudan ve Cezayir meselesini böyle halledeceğiz. İslam alemi sızım sızım sızlıyor, paramparça duruyor. Filistin gibi zayıf bir güç, dev bir güç karşısında. Filistin büyük İslam devletinin içinde olsa onlarla elbette başa çıkabilir. Türkiye&#8217;de laik Müslüman bölünmüşlüğünü altında batı yatıyor. Nihayet İslam dünyasındaki parçalanmışlık her şeyin sebebidir, ufacık parçalar halinde çözüm yoktur.</p>
<p>ORTAK YAPI KONUŞMALI</p>
<p>Yunanistan bizimle doğrudan görüşmüyor, AB ile birlikte görüşüyor. Tüm batıyı arkasına alıyor. ABD de böyle konuşuyor, &#8216;demokrasi getirdik&#8217; diyor. Batı&#8217;yı arkasına alıyor. İslam dünyası da, bir araya gelmeli, ileride güçlenecek asli yapıya kavuşabilmek adına öncelikle tek tek batıyla konuşmayı bırakmalı. Kurdukları ortak bir yapıyla konuşmalılar. İçişlerine fazla karışmadan askeri konularda anlaşılması gerekir. Batının örnekleri ortada. BM, batının BM&#8217;sidir. İnsan hakları beyannamesi batının insan hakları beyannamesidir. Güvenlik Konseyi&#8217;nde daha etkin güçlü devletler dünya düzeni için istedikleri kararları alıyor. NATO var AB var, bizimkiler İslam Konferansı&#8217;nı İslam&#8217;ın BM&#8217;si haline getirmeliler. Tavsiye kararlar almalı, meseleleri orada görüşmeliler. İran, Türkiye, Suudi Arabistan, Endonezya, Pakistan, Mısır gibi devletler güvenlik konseyini oluştursunlar. NATO gibi askeri birlik kursunlar. İslam ortak pazarı kurulmalı. İleride Abbasiler ve Osmanlılar gibi hatta daha büyük devlet olunmalı. Mevcut rejimler, yapılardan bunu beklemeyiz, şimdiki rejimler batıya sığınan rejimlerdir. Politikadan medet beklenemez bir akım olmalı, aydınlara can evinden ulaşmalı, dert meselesi olmalı, kalben bağlanmalı, o akım bu yapıları doğurmalı.</p>
<p>DOZUNU AYARLAMALI</p>
<p>Nasıl çalışılmalı? İslam&#8217;ın diriliş hareketi altında bütün hareketler toplanmalı genel anlamda &#8216;dirilişte&#8217; herkes birleşmeli, bilimde sanatta, maneviyatta, askerlikte, düşüncede, edebiyatta, maddede, siyasette ve ekonomide tam cephelerde birleşilirse kurtuluş var. Bir cepheden gelişme yeterli değil. İnançta diriliş temel olabilir ama diğerleri de arkasından gelmelidir. Rejimler, seçimler nasıl yapılanmalıdır, demokrasi alıp uygula; bunun neresi uygun neresi değil, kaide midir, naas mıdır, halkın seçmesi? Peki olduğu gibi reddedelim o da olmaz. Dünyada birtakım fikirler de gelişmiştir, batıda da olabilir bu. Bunlardan yararlanabilirsin ama işleyerek, olduğu gibi almak yarar yerine zarar getirir; dozunu ayarlanmayan ilaç zehir olur.</p>
<p>AYDINLARIN DEĞERİ</p>
<p>İslam&#8217;ın modern dönemde söyleme gücü nasıl olmalı? İslami düzen gelecekse kesinlikle &#8216;geri&#8217; izlenimi vermemeli; çağdaş olabilmek için çok ciddi tartışmalar yapılıp bütün dünyaya faydalı olmalıdır. Kimseyi suçlamamalı, önce özeleştiri yapmalı, kendimizi suçlamalı, sonra karşımızdaki suçlamalıyız. Yeniden doğarak kendi öz kaynağımıza dönerek, &#8220;bütün Müslümanları nasıl birleştirebiliriz&#8221; in üzerinde çalışılmalıdır. Osmanlı bütünüyle bunu yaptı. Karşıtlarımızın kurduğu düzen yıkılıyor, çünkü suni idi. “Nasıl İslam devleti oluşturabilir?” diye düşünmek lazım ama popülist olmamalıyız. Oy için halka dayanmak, ekonomik zenginlik için bunlar aldatıcıdır. Aydının değerini bilip halkı küçümsemeden İslam birliği gerçekleştirilmelidir. Aydınlar harekete tez elden geçmelidir.</p>
<p>TÜRKİYE’DE MÜSLÜMANLAR HATA YAPTI</p>
<p>Türkiye Müslümanları hata mı yaptılar? Ben böyle düşündüm oldu bitti. Şimdi MSP hareketi politik hareketti. &#8220;Demokrasi diye bir şey var. Oyla başa gelirim, uygularım düzeltirim&#8221; diye düşündüler. Alt yapısı yok bunların&#8230;</p>
<p>AYDINLARI KAZANMALI</p>
<p>Aydınları kazanmalı, halkı kazanmalısın. Halk hazır zaten, ama programınız yok. Onlar sonra da sizi kolayca değiştirdiler. Hep değiştirdiler. 1970-80 arasında biz ortaya attık &#8220;Ortak Pazar&#8217;a hayır&#8230;&#8221; Ama onun yerine ne koyacaksın? İslam Ortak Pazarı&#8217;nı biz söyledik. MSP, bunu slogan olarak kullandı, biraz da başarılı oldu ama, arkası gelmedi. Birileri sıkıştırdı ve vazgeçtiler. AB&#8217;ci oldular. Şimdi muhalefetteler, AB&#8217;ye karşılar. İktidar olsalar karşı olmayacaklar&#8230;</p>
<p>ERBAKAN HiÇ iSLAM BİRLİĞi İÇİN ÇALIŞMADI</p>
<p>20.yy&#8217;da İslam alemi batı karşışında daha güçlü olacağı birleşme denemeleri yapmadı mı? Türkiye, Pakistan, İran, Bağdat Paktı&#8217;nı kurdu. Solcular karşı çıktı. Görüntüde Rusya&#8217;ya karşı idi. ABD destekledi (sözüm ona). Kuranlar bile yaşatamadı. Bağdat Paktı CENTO&#8217;ya çevrildi. Herkes gönülsüzdü. Daha sonra onu da alt derecede bir birliğe çevirdiler. Eko diye bir birlik kurdular. Türkiye İran, Pakistan Eko&#8217;yu ölü vaziyette tutuyorlar. Ben İslam Birliği diyorum kimisi D-8 diyor. Erbakan&#8217;ın fikri D-8 İslam Birliği değildir. Erbakan hareketi hiçbir zaman İslam Birliği için çalışmadı. Bir ideal yok, D-8 lafını attı. D-8&#8242;den İslam Birliği çıkar mı? Kendimizi kandırmayalım. Eko&#8217;yu geliştirmeyenler Ruslar&#8217;la Karadeniz İşbirliğini kurdular. D-8 bunun gibi olacaktı, Erbakan&#8217;la ortadan kalkmadı, yerinde duruyor.</p>
<p><em>kaynak: bugun.com.tr </em></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dirilisyazilari.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dirilisyazilari.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dirilisyazilari.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dirilisyazilari.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dirilisyazilari.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dirilisyazilari.wordpress.com/239/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=239&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/aydinlar-harekete-gecmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/44b1f7eeb4d6ed70b5c27f2ff313f33d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">tahabasar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hedef Cumhuriyet</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/hedef-cumhuriyet/</link>
		<comments>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/hedef-cumhuriyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2007 02:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahabasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/hedef-cumhuriyet/</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Habil Tecimen
Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı, Şair Sezai Karakoç, Türkiye&#8217;nin karşı karşıya olduğu sorunun &#8220;Kürt sorunu&#8221; olmadığını belirtti, &#8220;Sorun, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin var olma sorunudur&#8221; dedi&#8230;
Sezai Karakoç, Türkiye&#8217;nin sıcak gündemiyle ilgili görüşlerini BUGÜN&#8217;e açıkladı. Batı&#8217;nın gerçek bir istila peşinde olduğunu iddia ederken, onun yaşı ilerlemiş sesinin nasıl celallendiğini elbette burada yansıtamazdık. Ama o İslam&#8217;ın ikinci [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=238&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Röportaj: Habil Tecimen</strong></p>
<p>Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı, Şair Sezai Karakoç, Türkiye&#8217;nin karşı karşıya olduğu sorunun &#8220;Kürt sorunu&#8221; olmadığını belirtti, &#8220;Sorun, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin var olma sorunudur&#8221; dedi&#8230;<br />
Sezai Karakoç, Türkiye&#8217;nin sıcak gündemiyle ilgili görüşlerini BUGÜN&#8217;e açıkladı. Batı&#8217;nın gerçek bir istila peşinde olduğunu iddia ederken, onun yaşı ilerlemiş sesinin nasıl celallendiğini elbette burada yansıtamazdık. Ama o İslam&#8217;ın ikinci dirilişini ruhunda yaşatan bir davetin sahibi olarak, yüce iklimleri bize sunmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>PROBLEM SUNİ DEVLETLER<br />
</strong><br />
<strong>Türkiye&#8217;nin temel, değişmeyen konusu nedir? Güneydoğu sorununu nasıl anlamalıyız?<br />
</strong><br />
Değişmeyen gündemler var, asıl olan budur. Biz günlük gündem konularına değil de değişmeyen gündem altında kalan temel konulara dokunalım. Güneydoğu meselesi konusunda bir-iki haftadır operasyon konuşuluyor. Askeri operasyon meseleyi çözer mi? Kimine göre Güneydoğu, kimine göre Kürt sorunu. Bu sorunun adı bu tanımlama değildir. Bize göre, bu Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin var olma sorunudur. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bu türlü problemlerle karşılaşması kendisiyle sınırlı değil. Devletimizin içinde düştüğü krizlerde onu da aşan büyük bir problemin parçasıdır. O da Osmanlı parçalandıktan sonra onun bıraktığı boşluk hadisesi. Onun da oturduğu sorun, İslam dünyasının içinde bulunduğu parçalanmışlık sorunudur. Kendisiyle sınırlı tutsak problemi çözemeyiz. Çünkü Osmanlı devletinin yerine kurulan devletlerin kaynağı sunidir, problemin temeli burasıdır. Baas&#8217;ın üzerinde kimse durmuyor. Baas nedir? Arapçılık ideolojisi.</p>
<p><strong>OSMANLI&#8217;NIN PARÇALANMASI<br />
</strong><br />
<strong>PKK&#8217;nın Kürt sorununda ön plana çıkması ırkçı bir Baas mantığının Türkiye versiyonu olarak yorumlanabilir mi?<br />
</strong><br />
Sorun çeşitli şekillerde ortaya çıkıyor. Ama asıl olay 1923&#8242;te kurulan devletin yaşama sorunudur, ömür problemidir. Bizce hastalıktan çok hastalığın nedenleri üzerinde durulmalı. Yapınız hastalığa müsait olursa hasta olursunuz, aksi olursa hastalığa yakalanmazsınız. Türk devletinin bu hastalığa yakalanması kendisiyle sınırlı değil. Onu da aşan bir sorundur bu. PKK nasıl Kürt sorunu oluyor. Nasıl Kürt sorunu devlet sorunu oluyor. Türk devletinin içine düştüğü problem onu aşan büyük probleminin parçasıdır. O problem de Osmanlı Devleti&#8217;nin parçalanması, İslam dünyasının parçalanmasıdır. Çözüm bunun görüldüğü zeminde olur. PKK çıkmış, onunla uğraşılarak bu sorun çözülmez. Osmanlı yıkıldığında yerine kurulan bütün devletler suni devletlerdir, problemin temeli de bu suni devletlerdir. Irak suni bir devletti. Peygamber sülalesinden kral seçtiler yine yaşatamadılar. Nasır hareketi, Baasçılar geldi, problemi düzeltemediler, teşhisleri metotları yanlıştı, yıkıldılar.</p>
<p><strong>TÜRK DEVLETİ İSLAM&#8217;I DIŞLADI</strong></p>
<p>Hıristiyan Mişel Eflak&#8217;ın Suriye ve Irak&#8217;a vereceği ancak bu kadar olur. Arapçılık ideolojisi altında Baas rejimi kuruldu. Sosyalizm ve din, yani kültür olarak İslam&#8217;a konum biçtiler. Onlar için İslam Arap kültürünün bir tezahürü, Hıristiyan Araplar da bu kültürün bir parçası idi.</p>
<p><strong>Nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?<br />
</strong><br />
Olayların arka planını bilmeden askeri olarak çözemeyiz. Mısır&#8217;da Taha Hüseyin Arapçılık yaptı. Irkçılık onlara hakim ideoloji olarak belirdi. Hamasi Arapçılığa bir kültür temeli aradılar. Bu adamlar dinden uzaktılar. Türkiye Cumhuriyeti de dini tümüyle dışladı. Din kültürün temelidir, kültür medeniyeti kapsar. Taha Hüseyin&#8217;de din hak ettiği yere kavuşmuyor. Halbuki din, hayatın bütün alanlarını kapsar. Hıristiyanlık Yunanla beraber, Roma&#8217;nın siyaset ve askeri doktrinlerini alarak Batı&#8217;yı oluşturdu. Ama bizde dinle çatışma var. Evet Hıristiyan ve Roma çatıştı ama sonunda uzlaştılar. Batıyı oluşturdular. Din Batı&#8217;nın tümü değildir, parçasıdır. Bizde böyle değil. İslam nasıl ortaya çıktı? Kültür halini aldı, gelişti, medeniyet halini aldı. Devlet, temel estetik, mimari; tümü İslam kültürünü meydana getirir. Batı dört ayaklı sacayağına oturur. Batı, Rönesans İslam kültüründen etkilendi, teknoloji ve bilimden faydalanarak bugünkü Batı&#8217;nın üzerine oturdu. Bizde ise, İslam bir iman, inançtı, kültür halini aldı, sonra medeniyet. Siyaset, Marksistlerde olan alt kültür üst kültürdeki gibi İslam kimliği (bir üst kimlik) altındadır.</p>
<p><strong> MUALLAKTA PARÇAYIZ</strong></p>
<p><strong>İslam medeniyetinin güncel formu, nasıl bir zemin üzerine oturmalı şimdi?</p>
<p></strong>Yerine oturmuş bir zemin yakalamak lazım. Biz bu yapıları değişmez, yapılar gibi ele alırsak yanlış yaparız, bunlar suda yüzen suni yapılardır. Bunlara dayanarak sağlam bina kurulamaz. Irak parçalanmış, parçalanmasa daha başka bir şekil alacaktı. Arap Kürt, İranlı muallakta yüzer şimdi, adacıklar halinde yaşıyorlar. Irak kalmadı hala bütünlüğünden bahsediliyor. Irak krallığını yaşatamadılar. Irak&#8217;ın bütünlüğü yok, geçici bir bütünlükte yaşatılamadı. Nasırcılar yaşatamadı, Baasçılar yaşatamadı. Nasırcılar Arapları ayakta tutamadı. Zayıf bünyeler her zaman dıştan bir iştiha bir hevesle yönelir ve onu daha kolay parçalar.</p>
<p>Kürt meselesini kendi başına halledemeyiz, mesele ortadan kalkmaz, haklar versek yine olmaz, meselenin başında parçalanmışlık var. Nedir o, bir federasyon kurulmalı, nasıl bir federasyon? Kürtle, Arapla ve İranlılarla&#8230; Osmanlı&#8217;dan sonra bu sağlam yapıya kavuşmalı. Bir federasyon kurulmalı, Osmanlı&#8217;dan sonra, Araplar, Kürtler, İranlılar, bu federasyonda yer almalı, İran da olmalı bunun içinde. Abbasiler zamanında bir arada idiler, Abbasiler zayıf kaldı, Selçuklular aynı metodu uyguladı. Alparslan&#8217;ın ordusunda Kürtler ve Araplar vardı.</p>
<p><strong>NEDİR BİZİM DURUMUMUZ?</strong></p>
<p><strong>Tarihte böylesi birlikteliklerin örneklerini bugün itibarıyla nasıl okumalıyız?</strong></p>
<p>Bu bütünlemeyi Osmanlı da yaptı. Bütün bu milletlere sahip çıktı. Yavuz Hindistan&#8217;ı fethedecekti. Bütünüyle bir tamlık peşinde idi. Kanuni devrinde böylelikle karadan bütün Avrupa&#8217;nın fethine girişildi. Geç mi kalındı bunlar tartışılır. Osmanlı neticede 20.yy&#8217;a kadar geldi. Bütün İslam dünyasının büyük bir bölümünü kapsadı. Batı&#8217;ya karşı İslam dünyasını korudu, ama çöktü, hala bu çöküşün sonucudur yaşananılanlar. Büyük devletlerin çöküşü arkasından çözüm hemen gelmez, rahat edilemez. 100 yıldır bu süreci konuşuyoruz. Kıbrıs ondan kaynaklanıyor, Irak onlardan kaynaklanıyor, şimdi Suudi devleti aynı akıbetin içinde&#8230;</p>
<p>Suudiler bu halleriyle devam edemez. Çünkü zeminleri kaypak. Suni devlet, İslam dünyası köklü olarak nedir bizim durumumuz demeli, Lübnan, Ürdün, Filistin, Suriye, nedir bunlar. İsraillin arkasında ABD ve Batı var hatta Çin var, Rusya var. Zavallı devletler bu güçlerle savaşamaz. Irak da öyleydi, diğerleri de böyledir. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti de böyledir. Her an parçalanabilir. Ayakta durmamız zordur. Onlardan istihbarat alacağız ve terörü vuracağız, hayır&#8230;</p>
<p><strong>KÜLTUR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ ONUN<br />
</strong><br />
Cağaloğlu&#8217;ndaki mütevazı ofisinde, bir Sezai Karakoç siluetini düşünebilirsiniz. Hayatın hiçbir albenisine tenezzül etmemiş bir insanın, 55 kitaplık külliyatı ve İslam&#8217;ın yeniden dirilişine adanmış bir ömrü var. Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi olan Karakoç, ödül için tören bile istemedi, &#8220;postayla gönderin&#8221; dedi. Parayla hiç bağlaşık hayatı olmadığı için para ödülünü de almadı.</p>
<p><strong>ÖDÜL ALMASINA NEDEN: İNSANİ DUYGU<br />
</strong><br />
<strong>Peki niçin verildi Karakoç&#8217;a bu ödül?<br />
</strong><br />
Bakanlık açıklamasında, &#8220;Karakoç, insanda insani duyguların, canlı algılar halinde yaşayarak gittiği büyük şiir yatağında akması, insanlık macerasında, ruhun ve milletimiz özelinde yüksek bir ifadeye kavuşmuş olan, tarihi yeniden yapılanma fırtınalarını şiirlerinde yansıtması sebebiyle ödüle layık görüldü&#8221; şeklinde ifade edildi.</p>
<p><strong>ÖDÜLÜN MAHİYETİ</strong></p>
<p>Tarih, edebiyat, dil, sahne sanatları gibi kültür ve sanat dallarında ortaya konulan nitelikli eserlere verilen ödül, Türk kültür ve sanatının gelişmesine katkıda bulunan kişileri devlet adına ödüllendirilmesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>TEMELSİZ DEVLETLER<br />
</strong><br />
<strong>Olaylar bir yıkım planı üzerinde mi gelişiyor?</p>
<p></strong>Ortadoğu&#8217;da, yani Darül İslam&#8217;da, bir oluşuma ihtiyaç var. İttihadı İslam deniyor belki geçmiş başarısızlıkları çağrıştırdığından dolayı bu kavramı kullanmaya biliriz. Ama, Müslümanlar biraraya gelmeli. Kendilerini yeniden tesis etmeli. Birleşmeler geçici olacak. Başta içişlerine fazla dokunmadan biraraya gelinmeli. İçlerini düzeltmeleri zaman alacak; bilginler, siyasetçiler, fikir adamları, zemin hazırlamalı. Abbasiler ve Osmanlılar dönemindeki gibi köklü bir yapıya kavuşmalı. Kısa vadeli çözümler üretmeli.</p>
<p>YENİ YAPILANMANIN ADI: İSLAM BİRLİĞİ</p>
<p>Çünkü İslam ülkelerine Avrupa&#8217;nın işgali başladı şu an. İslam birliği kurularak değişen şartlar anlaşılarak yapılanmalı. Temelsiz devletlerden kurtulmalıyız. Mısır&#8217;da temelsiz; % 93&#8242;le başkan seçerek kendi kendilerini kandırıyorlar. En istikrarlı Suudiler Ortadoğu&#8217;da, sonları belli değil onların da. Körfez devletleri işgal altında. Askeri işgal değil.</p>
<p><strong>BATI MUHALİFLERLE ÇALIŞIR<br />
</strong><br />
Bunları Batı tasfiye edecek. Tasfiyeler muhaliflerle yapılır. İran Şahı bu paylaşıma razı olmadığı için muhalifleri Müslümanlarla yıkıldılar. Onlar da (Humeyni devrimi de) Batıcılarla yıkılacaklar. Bunlardan da razı değiller bunları da yıkacaklar. Köle arıyorlar. Pakistan’a yükleniyorlar. Pakistan kurulduğundan beri boş bırakılmadı. Altı kaynatılıyor, Pakistan Müslümanlara lider olmasın, amaç bu&#8230;</p>
<p><em>kaynak: bugun.com.tr </em></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dirilisyazilari.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dirilisyazilari.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dirilisyazilari.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dirilisyazilari.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dirilisyazilari.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dirilisyazilari.wordpress.com/238/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=238&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/11/21/hedef-cumhuriyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/44b1f7eeb4d6ed70b5c27f2ff313f33d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">tahabasar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Dünya</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/01/24/yeni-bir-dunya/</link>
		<comments>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/01/24/yeni-bir-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2007 00:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahabasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/01/24/yeni-bir-dunya/</guid>
		<description><![CDATA[&#60;Hakan Albayrak ile Röportaj&#62;
- Bildiğiniz gibi, özellikle Amerika’nın son Irak harekatı da göz önüne alındığında dünya dengeleri ve haritaları değişmekte. Bu süreçte Türkiye’nin etkileneceği koşullar hakkında öngörülerinizi alabilir miyiz?
- Sezai Karakoç, 40 yıldır, İslâm ülkelerinin başkalarınca yutulmamak için birleşerek büyümeleri gerektiğini söylüyor. Türkiye bu sese kulak vermeli. Bütün Asya, bütün Afrika bu sese kulak vermeli. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=129&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>&lt;Hakan Albayrak ile Röportaj&gt;</strong></p>
<p><strong>- Bildiğiniz gibi, özellikle Amerika’nın son Irak harekatı da göz önüne alındığında dünya dengeleri ve haritaları değişmekte. Bu süreçte Türkiye’nin etkileneceği koşullar hakkında öngörülerinizi alabilir miyiz?</strong><br />
- Sezai Karakoç, 40 yıldır, İslâm ülkelerinin başkalarınca yutulmamak için birleşerek büyümeleri gerektiğini söylüyor. Türkiye bu sese kulak vermeli. Bütün Asya, bütün Afrika bu sese kulak vermeli. Bıçak kemiğe dayandı. Dün Afganistan, bugün Irak, yarın Suriye, öbür gün İran…İstediği kadar frak giysin, Batı medeniyetine bağlılık yemini etsin, sıra Türkiye’ye de gelecek. Küresel meydan okumaların üstesinden gelmek istiyorsak, birlik bayrağını yükseltmeliyiz. Komşularımız Suriye ve İran’dan başlayarak, İsrail hariç bütün Ortadoğu devletleri ve bilahare bütün Asya ve Afrika ile kucaklaşmalıyız. Öyle ki, can-ciğer kuzu sarması olmalıyız. Yapılacak ilk iş, bunun psikolojik altyapısını oluşturmaktır. Günde yüz kere, bin kere, bir milyon kere Asya ve Afrika dememiz lazım. Ciğer sahibi yazarlarımız, siyasetçilerimiz mütemadiyen Asya’dan, Afrika’dan bahsetmeliler. Malcolm X, aşağılık kompleksinden geberen Afro-Amerikalıları “Siyah güzeldir&#8221;? diye diye canlandırmıştı. Biz de Asya ve Afrika’dan nefret ettirilerek Batı’nın kölesi haline getirilen insanlarımızı “Asya güzeldir&#8221;?, “Afrika güzeldir&#8221;? diye diye rehabilite etmeliyiz. Diyeceksiniz ki Asya ve Afrika’da diktatörlükler var, iç savaşlar var, ölüm var. Evet var. Çünkü Asya ve Afrika’da hâlâ umut var. Müstekbirleri korkutan bir umuttan bahsediyorum: Yeni bir dünyanın kurulabileceği umudu. Batılı bir filozof, “Batı’da askeri darbe olmaz, çünkü Batı’da bastırılacak umutlar kalmadı&#8221;? gibi bir laf etmişti. Çok doğru. ZDF (Alman devlet televizyonunun ikinci kanalı) sokaktaki Alman’a “Sizin için hayattaki en önemli şey nedir?&#8221;? diye soruyor; genç Alman “seks&#8221;? diyor, yaşlı Alman “sosyal güvenlik&#8221;? diyor. Hepsi bu. Bir de Asya ve Afrika sokaklarında dolaşsın ZDF. Burada insanlar müstekbirlerle hesaplaşmak ister, devrim yapmak ister, yeni bir dünya kurmak ister. Onun için buralar boş bırakılmaz. Ortadoğu düzenli olarak bombalanmalı ki, Londralı centilmenler 5 çaylarını huzur içinde yudumlayabilsinler. 5 çayını huzur içinde yudumlamaktan başka dertleri yok bu adamların. Halbuki bizim dünyamız, Asya ve Afrika, başkaları yoksulluk içinde kıvranırken gününü gün etmenin yadırgandığı, kendisine verilen rızktan başkaları için infak etmenin ve kendisine verilen canı Allah yolunda başkaları için feda etmenin vazife telakki edildiği medeniyetlerin beşiğidir. Biz bir vakıf medeniyetinin varisleriyiz. Ne kadar yozlaşmış olursak olalım, bu medeniyetin izlerini hâlâ taşıyoruz. Ağır bir kazadan sağ salim kurtulduğumuz zaman “verilmiş sadakamız varmış&#8221;? diyoruz. Kendimizi kurtarmak için başkalarının yardımına koşmamız gerektiğine içten içe inanmaya devam ediyoruz. Vahşi kapitalizm ve birey olma edebiyatı bu inancı zedelediyse de yok edemedi. İnancımızı yeniden üretmeyi başarırsak, dünyanın altını üstüne getirebiliriz. Anarşizmden bahsetmiyorum, adaleti gerçekleştirmekten bahsediyorum. Üstte müstekbirler, altta mustazaflar var. Yani dünyanın altını üstüne getirmek iyi bir şeydir, iyiliktir. Kendimize ve dünyanın bütün ezilen halklarına böyle bir iyilik yapmak istiyorsak, imkanlarımızın hatırı sayılır bir kısmını İslâm dünyasının birliği davasına vakfetmeliyiz. Dahası, emperyalizm yahut neo-kolonyalizmin pençesindeki bütün halk ve devletlerle dayanışmaya girmeliyiz. Irak’ta yaşananların Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini sordunuz. Temennimiz o ki, Türkiye’nin bu kıssadan çıkaracağı hisse “İran ve Suriye ile entegrasyon kaçınılmaz bir zarurettir&#8221;? olsun. Ben bu ülkelerin birleşmesi veya en azından beraber hareket etmesi ile dünyanın altının üstüne getirilebileceğine inanıyorum. Türkiye, Suriye, İran… Türkler, Araplar, Farslar… İslâm medeniyetinin üç kadim bayraktarı… Ve elbette onların yoldaşları; Kürtler, Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar… Böyle bir ittifak yahut ittihat, tedricen bütün Asya ve Afrika’yı birleştirecek bir cazibe merkezi olabilir. Ben Müslümanım, ben idealistim, ben bütün dünyada adalet istiyorum, fakat Türkiye-Suriye-İran birliğini savunmak için böyle olmak şart değil. Bıçağın kemiğe dayandığını, vahşi kapitalizmin kamçıladığı neo-kolonyalist taarruzun hiçbir ayrım yapmadan bütün Asya ve Afrikalıları ezip geçeceğini fark eden herkes, Müslüman olsun veya olmasın, birlik bayrağının altına koşmalı. Dünya umurunuzda olmayabilir; sırf kendi canınızı kurtarmak için olsun bu davaya destek vermelisiniz.</p>
<p><strong><em>kaynak: milligazete.com.tr</em></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dirilisyazilari.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dirilisyazilari.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dirilisyazilari.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dirilisyazilari.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dirilisyazilari.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dirilisyazilari.wordpress.com/129/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=129&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/01/24/yeni-bir-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/44b1f7eeb4d6ed70b5c27f2ff313f33d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">tahabasar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Diriliş Düşüncesi Yeniden</title>
		<link>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2006/12/31/dirilis-dusuncesi-yeniden/</link>
		<comments>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2006/12/31/dirilis-dusuncesi-yeniden/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Dec 2006 02:58:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tahabasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dirilisyazilari.wordpress.com/2006/12/31/dirilis-dusuncesi-yeniden/</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Muhittin Bilge ile
&#160;
Sezai Karakoç&#8217;un &#8216;Diriliş&#8217; düşüncesinden hareketle &#8216;Medeniyet ve Diriliş&#8217; isimli bir kitap yazan Muhittin Bilge, Karakoç&#8217;un düşüncede, sanatta, edebiyatta yıllardır yaptığını bu kitapla hatırlattığını söylüyor. 
Sezai Karakoç&#8217;un &#8216;Diriliş&#8217; düşüncesinden hareketle bir tez hazırlayan Muhittin Bilge, İslâm medeniyetinin insan fıtratına en uygun değerleri sunmuş bir medeniyet olduğunu ve kitabının ana çerçevesini &#8220;İslâm medeniyetinin insanlık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=8&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h3>Röportaj: Muhittin Bilge ile</h3>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><em>Sezai Karakoç&#8217;un &#8216;Diriliş&#8217; düşüncesinden hareketle &#8216;Medeniyet ve Diriliş&#8217; isimli bir kitap yazan Muhittin Bilge, Karakoç&#8217;un düşüncede, sanatta, edebiyatta yıllardır yaptığını bu kitapla hatırlattığını söylüyor. </em></p>
<p>Sezai Karakoç&#8217;un &#8216;Diriliş&#8217; düşüncesinden hareketle bir tez hazırlayan Muhittin Bilge, İslâm medeniyetinin insan fıtratına en uygun değerleri sunmuş bir medeniyet olduğunu ve kitabının ana çerçevesini &#8220;İslâm medeniyetinin insanlık için olmazsa olmazlığına&#8221; dikkat çeken Sezai Karakoç&#8217;un kırk yıldır insanları bu medeniyete dikkat kesilmeye çağırış ve davet edişinin yetkin argümanlarını ortaya koymaya çalıştığını söylüyor. Bilge, Hece Yayınları arasından &#8220;Medeniyet ve Diriliş&#8221; ismiyle çıkan kitabında Sezai Karakoç&#8217;un düşüncede, sanatta, edebiyatta yıllardır yaptığını acizane hatırlattığını belirtiyor. Halen RTÜK&#8217;te denetçi olarak çalışan Muhittin Bilge ile kitabı &#8220;Medeniyet ve Diriliş&#8221; üzerine bir söyleşi yaptık.</p>
<p><strong>Kitabınızın adından yola çıkarak sormak istiyorum, Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye üyeliğinin gündemin en tepesinde olduğu bir ortamda medeniyetimize ilişkin bu vurgu ne anlama geliyor? Hangi duygular içindesiniz? </strong></p>
<p>İnsanlığa, görebildiği en üstün, fıtratına en uygun değerleri sunmuş bir medeniyetin, yani İslâm medeniyetinin, yok olduğunu kimse iddia edemez. En vulgarize edilmiş haliyle bile dini söylemlere tahammül edemeyen, cahiliye döneminde yaptığı putlarla karınlarını doyuran insanlar misali; günübirlik ürettikleri modern kutsallarıyla, post-modern zamanlarda karınlarını doyuran &#8220;modern putperestlerin&#8221; tüm çabalarına karşın, bu medeniyet, tarihin bekleme odasından çıkarak, insanlığa ihtiyaç duyduğu diriltici nefesini tekrar soluyacaktır.</p>
<p><strong>Bu çalışmanızda Sezai Karakoç&#8217;un &#8220;Diriliş&#8221; düşüncesinin temel eksenini oluşturan medeniyet anlayışından hareketle, çeşitli mukayeselerde de bulunarak medeniyetin olmazsa olmazlığına dikkat çekiyorsunuz. Nedir medeniyeti bu kadar olmazsa olmaz kılan? </strong></p>
<p>Medeniyetin ve / veya medeniyetimizin olmazsa olmazlığına dikkat çeken ben değil, üstad Sezai Karakoç&#8217;tur. Ben, acizane, onun kırk yıldır insanları düşüncede, sanatta ve edebiyatta tekrar büyük bir medeniyete dikkat kesilmeye çağırış ve davet edişinin yetkin argümanlarını ortaya koymaya çalıştım. İnanıyorum ki, üstadın Diriliş düşüncesinin irdelenmesi, insanımıza, özellikle de son yıllarda yaşadığı o bunaltıcı sıkışmışlıktan kurtulmak için bir çıkış yolu sağlayacaktır. Çünkü, her geçen gün modern dünyanın profanlaştırıcı cenderesinde biraz daha sıkışan insanımızı kurtaracak biricik yol, medeniyetimize tekrar dikkat kesilmeden geçmektedir.</p>
<p><strong>Küreselleşmenin bütün dünyayı tek kültürlü, adeta büyük bir köy haline getirdiği, getirmeye çalıştığı günümüzde, böyle bir beklenti biraz ütopik değil mi? </strong></p>
<p>Küreselleşmenin tek kültürlülük görüntüsü tamamen bir aldatmacadan ibarettir. Aksine, küreselleşme paradoksal olarak yerelliğe vurguda bulunmakta, yerelliği ön plana çıkararak, insanlığa büyük açılımlar sağlamış köklü medeniyetlere karşı yerelliği cazip kılmaya çalışmaktadır. Bu öyle bir anlayıştır ki, artık, hiçbir kutsal yoktur, çünkü herşey kutsaldır. Takdir edersiniz ki herşeyin kutsallaştırıldığı bir yerde gerçek anlamda bir kutsallıktan sözetmek mümkün değildir. İslâm medeniyeti ise, yerel değerleri inkar edip, asimile etmemekle birlikte, hepsinin üstünde eşyaya asıl mahiyetini kazandırmaktan tutun, zaman, mekan ve insan ilişkisine kadar bütün ontolojik ve epistemolojik olgu ve olayları tevhidi bir duyarlılıktan açıklayan ve anlamlandıran büyük bir gerçekleşiştir. Ki bu bir ütopya değil bir realite, bir yaşanmışlıktır.</p>
<p><strong>Bağlantılı olarak dile getirecek olursak, umutlusunuz yani&#8230; </strong></p>
<p>Tabii ki! Çünkü umutsuzluk bize haram kılındı. Çağın bütün çürümüşlüğüne karşın, insanoğlunu gönendirecek günlerin gelmesinin çok yakın olduğuna inanıyorum.</p>
<p><strong>Bu medeniyeti içselleştirelim</strong></p>
<p>Birey olarak kendimizle barışık olmamızın en sahici yolunun, bu medeniyeti medeniyet yapan değerleri, kendi hayatımıza hakim kılmamızdan geçtiğine değinen Muhittin Bilge, ancak böyle bir içselleştirmeyle o büyük medeniyeti tekrar gerçekleştirebileceğimize inandığını söylüyor. &#8220;İnançta, düşünüşte ve yaşayışta bir bütünlük olmasının, hem bireysel hem de toplumsal gönencimiz için en temel ilke olduğu hakikatinin bir an bile akıldan çıkarılmaması gerektiği düşüncesinden beslenen bir umut taşıyorum ve taşımaya da devam edeceğim.”</p>
<p class="MsoNormal"><strong><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Kaynak: yenisafak.com</span></em></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dirilisyazilari.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dirilisyazilari.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dirilisyazilari.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dirilisyazilari.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dirilisyazilari.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dirilisyazilari.wordpress.com/8/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dirilisyazilari.wordpress.com&blog=646282&post=8&subd=dirilisyazilari&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dirilisyazilari.wordpress.com/2006/12/31/dirilis-dusuncesi-yeniden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/44b1f7eeb4d6ed70b5c27f2ff313f33d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">tahabasar</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>